1965'de Samsu'da doğdu. Teknik Lise Elektrik bölümünden mezun oldu. Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Son yıllarda belki psikolojide, psikiyatri birimi ile ilişkili olduğu için, şehirleşmenin de yoğunlaşması ile bir itibar yükselişi olabilir ama geniş anlamda beşerî alanların üzerine bilim yapmanın, fikir üretmenin Türkiyede hiç güçlü bir toplumsal karşılığı olmadı. Bunun sebepleri ayrıca tartışılabilir. Kentleşme, medenileşme, bir dünya ve insanlık mefhumuna sahip olma gibi bir sürü sorunlarımız var. Ama başı hukukla derde giren avukata itibar gösterir. Sağlık sorunu yaşayan hekime itibar gösterir. Bina yaptıran mühendise itibar gösterir. Ama sosyal bilim, Türkiye de herkesin bildiği bir şeydir. Benim o yüzden futbolla sosyal bilimleri eşleştiren yazılarım var. Hani futbolda herkes uzmandır ya, herkes bilir. Sosyal bilim de öyle. Türkiye'nin veya dünyanın sorunlarının ne olduğunu ve bunun nasıl çözüleceğini herkes bilir. İşte bu tam da itibarsızlaştırmadır. Herkesin içinde at oynatabileceği bir alandır sosyal bilim Türkiye'de!
Sayfa 210 - Timaş Yayınları, Besim F. Dellaloğlu·Kitabı okudu
Muhafazakarlık öncelikle zengin olmak isteyenlerin değil, halihazırda zaten zengin olanların ideolojisidir. İşte tam da bu nedenle Türkiye gibi modernleşme toplumlarında en azından Avrupa tecrübesini birebir benzer bir muhafazakarlığın olması pek kolay değildir.
Ben uzun zamandır Türkiye'nin temel sorunlarının 'sayısal değil, 'sözel olduğunu iddia ediyorum. 'Sözel sorunlarını çözmeyi beceremeyen, bu alanda ciddi bir nitelik, kalite üretemeyen toplumlar 'sayısal' alanlarda da yeterince başarılı olamazlar. Örneğin kişi başına düşen GSMH sayısal bir veridir ama aslında sözel, yani eğitimsel, kültürel, zihniyetsel çapın ya da çapsızlığın doğrudan bir yansımasıdır.