Ariana

Ariana
@Arna_d_k
İnceleme
6/10
·392 syf.··
2025 4. kitabı
Kitap dünyasında adını sıkça duyduğumuz bir eser ve çoğu kişi özellikle ters köşesiyle övüyordu. Ama açık konuşmak gerekirse, ben öyle çok büyük bir ters köşe hissedemedim. Bazı şeyler en başından itibaren oldukça belliydi zaten. Karakter derinliği de bana pek geçmedi açıkçası. Ana karakterden daha güçlü bir gelişim bekliyordum, ama şimdilik o beklenti karşılanmadı. Belki serinin ilerleyen kitaplarında bu gelişimi görürüz, kim bilir. İyi yanlarına gelirsek, kitap oldukça akıcıydı, hızlı ilerliyor. Kurulan dünya bence güzeldi, ilgi çekici bir yapısı var. Vermek istediği mesajlar da genel olarak fena değildi. Çok mükemmel olmasa da kendini okutan bir kitaptı diyebilirim.
Kızıl KraliçeVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 20153,444 okunma
Reklam
Büyük Balon: Sessiz Hasta, Gürültülü Pazarlama
5/10
·309 syf.··
2025 2. kitabı
Yazar, bol bol Yunan mitolojisi sosuyla süslediği bu psikolojik gerilimde bize “sessizliğin ardındaki korkunç gerçeği” vaat ediyor — ama ortaya çıkan şey ne korkunç, ne de şaşırtıcı. Alicia’nın suskunluğu gizemli değil; bomboş. Karakterin “dilsizliği” kitap boyunca öyle zorlama kullanılmış ki sanki her sayfada “bakın ne kadar derinim” diye bağırıyor ama hiçbir zaman inandıramıyor. Theo karakteri ise… ne desem az. Terapist gibi değil, sanki gizli takıntılarla yaşayan bir Reddit kullanıcısı. Kitabın finalinde gelen “büyük” ters köşe ise en iyi ihtimalle tahmin edilebilir, en kötü ihtimalle saçma. Ters köşe değil, dümdüz duvara çarpış. Yazarın Türkler üzerinden çizdiği karanlık imaj da ayrı bir rahatsızlık kaynağı. Kültürel üstünlük kompleksi mi, yoksa sadece kötü yazarlık mı bilemiyorum ama fark edince tatsız bir yan okuma haline geliyor. Velhasıl kelam, çok ses getirmiş, az şey söylemiş bir kitap. Gerilim sevenler için hafif atıştırmalık olabilir ama aradığı karanlığı ve derinliği bulmak isteyenler için vakit kaybı.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma
İnceleme
8/10
·580 syf.··
2025 1. kitabı
(Spoiler içerir) Brandon Sanderson’dan okuduğum ilk kitaptı ve yazarın kalemini genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Özellikle diyaloglar ve dünya inşasında kendine has bir ritmi var. Ancak Savaşkıran özelinde, bu potansiyelin her zaman hakkıyla kullanıldığını söylemek zor. Kitabın özellikle 200-300. sayfalarına kadar ciddi bir tempo problemi yaşadım. Vivenna bölümleri, kişisel olarak okuma motivasyonumu düşürdü. Hatta yer yer resmen cinnet geçirdim diyebilirim. Karakterin içsel çatışmaları ve dönüşümü önemli olsa da bu kısımlar, anlatı açısından fazla yavaş ve iç içe geçmişti. Buna karşın, Siri ve Susebron’un sahneleri yüzümde sürekli bir tebessümle aktı. Siri’nin naiflikten zekaya, tepkisellikten bilinçli hamlelere geçişi çok tatmin ediciydi. Ve tabii Susebron… Nazik, güçlü, sadakatli—tam anlamıyla “mükemmel adam” arketipine cuk oturuyor. Kitabın en ikonik karakteri ise hiç tereddütsüz Işıktını. Mizahı, sorgulayıcı ruhu, kendini Tanrı sanmak yerine Tanrılığı sorgulayan bir karakter olmasıyla beni etkiledi. Mükemmel adam ideasının somut hâli gibi adeta. Nevi şahsına münhasır biri; hem kırılgan hem ilham verici. Bir diğer önemli karakter, Vasher. Hikâyeye sonradan ağırlığını koyan bu gizemli savaşçıyı merakla takip ettim. Onun geçmişi, motivasyonları,Gecekanı ile ilişkisi derin ve etkileyiciydi. Ancak Vasher’ın asıl hikâyesi sonda sıkıştırılmış gibi hissettirdi—daha erken dahil olsa çok daha güçlü olurdu. Tematik olarak Savaşkıran, güç, özgür irade, inanç ve kimlik üzerine düşündürücü mesajlar içeriyor. Bu yönüyle roman çok değerli. Ancak hikâyenin sonu, “ikinci kitap gelecekmiş ama gelmemiş” hissi veriyor. Ayrıca başlangıç bölümlerindeki durağanlık ve bazı karakterlerin potansiyelinin yeterince işlenememesi, eserin bütüncül gücünü zayıflatıyor
SavaşkıranBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2018492 okunma