Gençtim, insanların daha iyi yaşamak, daha mutlu olmak, daha çok mutlu etmek adına biriktirdikleri kelimeler benim iç organlarımı kanatıyordu ve bu yoğun iç kanama aklımı, kalbimi, ruhumu bütün varlığımı her geçen gün daha zayıf hale getiriyordu.
Babası uzaklarda bir yerde öldüğü günden bu yana, uzaklarda ölmesi hep kendi suçuymuş gibi bundan büyük acılar duyuyordu Lale, uzak hep ölüm demekmiş gibi bu kelimeden bile korkuyordu artık, uzağa gitmek zorunda kalan her sevdiğine sıkı sıkıya tutunup sakın gitme demek geçiyordu içinden, kendi yanı başından başka her yere uzak demeye başlamıştı, babası yakında olsa ölmezmiş gibi geliyordu nedense, sevgisiyle yaşatabilirmiş gibi, babası öldüğü günden bu yana üzerinde konuşmaya, anlatmaya değer tek hakikat buymuş gibi hissediyordu ve haklıydı.