bazen aldığımız kararlar dolanır ayağımıza, bazen verdiğimiz kayıplar
uçan kuşlara özenip kanatsızlığımıza hayıflandığımız da çoktur
bazen rüyâlarımızı yaşarız, bazen rüyâlarımızda yaşlanırız
kiminin kısacık rüyâsı oluruz, kiminin de istenmeyen kâbusu
kiminin müştâkı, kiminin mâşuku Şirâze
kimi bizden kaçar, kiminden biz kaçarız; kimini de gariptir biz bulduk sanırız
ağırdan aldıkça kayıplarımız, hız kattıkça kaçırdıklarımız acıtır bizi
aşk zannettiğimizi ise bir gece yol ortasında, başkasıyla yakalarız
Şirâze kimse kendisini sevmiyor, sevemiyor
sırf bu yüzden sonu olmayan çetrefilli öykülerde kayıp veriyor
az az kendisini, az az utkularını, az az hayâlindekileri
ve az az bindiği gemileri hainlere kaptırıyor
Şirâze kendisini her köşe başında, her apartman girişinde, her girintide
ve hayaller içinde yitiriyor
Şirâze, başkası olamayan herkes silikleşiyor öylece
kimse olduğu mekânı, durduğu yüksekliği,
manzarasını resimlerinin; bakışını, sesinin her bir kavsini
gözlerinin ferini, gamzelerinin derinliğini beğenmiyor Şirâze
kimse ne ise, o olmaktan hoşnut değil; bir yük, bir hây ki büyük
nush ile mesâfeli, meşk ile medbûr
aklı ötekinin yerinde, yüreği başka sevgilerin peşinde
elindekini yakıp
ya da bir kenarda karanlığa bırakıp
olmadı gömüp tarihe, yok saymak istiyor
olmuşluğunu asmak, kesmek, ömür boyu mahkûm etmek istiyor