Yukarıda bahsettiğim türden bir baska tuzak daha var: Çin polisi, Doğu Türkistandaki Uygurları, yurtdışında yaşayan yakınlarıyla iletişim kurarak, onları Jurumların düzeldiğine ve geri dönebileceklerine" ikna etmeleri için zorluyor. Orellikle uzun süredir yurtdışında bulunan Uygurların peşine düşen Çin, böylelikle onların kendi ayaklarıyla geri dönmelerini sağlamaya çalışıyor. Özellikle 2014'ten hemen sonraki yıllarda böyle bazı geri dönüş vakaları yaşanmış Ancak kurulan tuzağı fark eden Uygurlar, artık bu türden vaatlere kanmıyor.
Yurtdışından aranmak, Doğu Türkistan'da yaşayanlar için de tehlike arz ediyor. Zira bu defa "devlet düşmanı şüphelilerle temas kurmak" suçlamasıyla karşılaşıyorlar. Hatta bazı durumlarda, sırf yakınları veya tanıdıkları kendilerini aradığı için gözaltına alınan Uygurlar var.
Tum bu itham ve baskılardan kaçınabilmek için, Doğu Türkistan'da yaşayan Uygurlar, dışarıdaki yakınlarıyla herhangi bir temas kurmamayı seçiyor. Mesela bir Uygur'dan dinlediğim şu hadise, yaşanan travmalar hakkında yeterince fikir veriyor: Uzun uğraşlardan sonra, Hoten'de yaşayan babaannesinin telefon numarasına ulaşmışlar. Kadıncağız hiç konuşmadan, sert bir üslupla "Bizi aramayın!" deyip kapatmış. Çok sonraları, ikinci kez aradıklarında, artık telefon numarasına ulaşılamıyormuş. "Muhtemelen aramayalım diye engelledi" demişti, anlatan arkadaş.
Bazı aileler arasında yıllardır doğrudan hiçbir irtibat ve haberleşme yok. Doğum, ölüm, düğün gibi önemli ailevi hadiseleri, üçüncü beşinci kanallardan ve tesadüfen öğreniyor insanlar. Babalarının, kardeşlerinin kamplara kapatıldığını bilmem kaç yıl sonra duyuyorlar.
Doğu Türkistan'a gelmeden önce, "Ailemden hiç haber alamıyorum" şeklinde dert yanan Uygurların tam olarak ne yaşadığını anlayamıyordum. Şimdi sadece şehirlerin