funda cengiz, Tatlı Tuzak'ı inceledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Grandoor Dükü Connar Tracey; prensipli, kibirli, küstah ve tabiki de yakışıklı.Connar, Carla adında bir sanatçıya aşık olmuş ve terkedilmiş bir adam.Ayrılmalarına sebep olarak üvey annesi Catherine olduğunu düşünmekte ve ondan nefret etmektedir.
Leydimiz Elisha ise; taşrada annesi ve küçük erkek kardeşi Mathew ile yaşamaktadır.Babası ressam olup yıllar önce ölmüş, geçim sıkıntıları vardır.Elisha idealleri olan, dış görünüşü ile pek ilgilenmeye bir genç kızdır. Küçük çocuklara okuma yazma dersi veren Elisha bu yüzden bitlenmiş, anneside güzelim saçları kısacık ve biçimsiz bir şekilde kesmiştir.
Connar, Elisha'in en yakın arkadaşı Claire'lere ait olan handa konaklamak zorunda kalır.Hatta Elisha da o gün handadır ve Connar'a hizmet etmek zorunda kalmıştır. 
Kaderin cilvesi Claire'nin erkek arkadaşı Peter'ın evinde mahsur kalırlar.Tabi Connar da oradadır.
Connar çok sarhoş olur.Claire güzelliğinden etkilenip onun odasına gider.Claire odasına değil Elisha'nın odasına girer.Tatlı Tuzak'ta burada başlar.
Elisha o gece aşkı için yalan söyleyerek Connar'ı tatlı tuzağına düşürür ve Connar da üvey annesinden intikam almak için de Elisha ile evlenir.
Elisha bu konuda gerçekten çok saf.O gece yaşananlar hakkında yalanı sanki ortaya çıkmayacak. Çıktığında da yaşananları okuduk.
Connar'ın planı umduğu gibi gitmez.Hatta üvey annesi Elisha'ya sahip çıkar. Catherine bildiğimiz üvey annelere benzemiyor. Ben çok sevdim.Tam bir çöpçatan. 
Elisha çok sabırlı bir kızmış. Connar'ın onca aşağılamalarına rağmen terk etmedi.Sivri dili cadı halleri çok hoştu.
Kitapta; düğünlerinden önce Mathew Connar ile konuşması, daha sonra aldığı sözden vazgeçmesi ve Connar ile Elisha'nın eskirim sahneleri çok eğlenceliydi. En çok etkileyen sahnede; kitabın sonlarına doğru Connar'ın Elisha'nın kalbini kazanmak için yaptığı süpriz.
Bütün karakterleri çok sevdim. Rita Hunter'ın okuduğum diğer kitaplarından farklı geldi bana.
Tatlı atışmalar diyologlar azdı. Daha çok duygular, betimlemeler ön plandaydı. Çok tutkulu bir kitap. Benim favori kitaplarımın arasına girdi. Birde kitabın sonlarında ki ufak bilgilendirmeler çok güzel olmuş. Historical okumayı sevenlere tavsiye ederim.

Sorumluluk Sahibi Olmak
Evi terk etmeye karar vermişti.

“Diş fırçalarken suyu açık bırakma”

“Salondan en son kim çıktı? Işıklar neden açık”

“Makası neden yerine bırakmıyorsun?” Gibi babasının ikaz ve söylemlerine dayanamıyordu.

Sabah bir iş görüşmesine gidecekti ve eğer kabul edilirse aile evini bırakıp, kedisine bir ev kiralayacaktı. Artık kendi hayatını yaşamak istiyordu.
Sabah, babası onu kapıda uğurladı.

– Dikkatli ol ve bütün soruları cevaplamaya çalış, oğlum dedi.
Görüşme adresine gelince, kapıda bekçi yoktu. Bahçe kapısı açıktı ama sürgülü kilidinin demiri dışarıdaydı, giren çıkan herkes bu demire değiyordu. Hemen kilit sürgüsünü geri çekti ve içeriye girdi. Bahçede bir hortum suyunu boşa akıtıyordu. Onu aldı ve sulasın diye bir ağacın dibine bıraktı. Bir avluya girdi, duvar dibinde boşa çalışan bir vantilatör gördü. Gayrı ihtiyarı bir hareketle, vantilatörü kapattığını fark etti. Artık huyu nefsine galip geliyordu. Kendisini tuhaf hissetti.

Oradan küçük bir odaya girdi. Üzerindeki okla görüşme salonuna gider, yazan bir kağıt ters bir şeklide asılı duruyordu. Kağıdı düzeltip, görüşme salonuna girdiğinde diğer adaylar oturmuş sıralarını bekliyorlardı. Salonun ışıkları açıktı ve günün ışığı yeterince her yeri aydınlatıyordu. Aldırmak istemedi fakat babasının sesini duyar gibi oldu sanki “kapatın bu ışıkları” diyordu. Bu ses dikkatini dağıtıyordu. Duramadı hemen gidip ışıkları kapattı ve sırasını beklemek için bir kenara oturdu.

Sırası gelince görüşme odasına çağrıldı.

Masanın öbür tarafında oturan kişi evraklarını istedi. Diplomalarını inceledikten sonra, işe ne zaman başlayabileceğini sordu. Bunu bir tuzak saydı ve imtihanın bir parçası olmalı. Dedi kendi kendine. Ne cevap vereceğini bilemedi.

Tedirginliği yüzüne yansımaya başladı.

Karşısındaki adam; Neyi düşünüyorsunuz? Diye sordu
Biz burada kimseye soru sormadık. Adayları cevaplarıyla değil davranışlarıyla değerlendirmek istedik. Adaylardan hiç birisi senin gibi davranmadı. Bahçe girişinden itibaren herkesi izledik. Açık sürgü kilidi, boşa akan su, vantilatör, ışıkları ve ters kağıt hepsi imtihanın birer aşamasıydı. Bu sınavı başarılı bir şeklide tek sen geçtin. Yeni işin hayırlı olsun.
Babasının disiplini ve sürekli ikazlarına, kızması geldi aklına ondan pişmanlık duydu ve bu işi sadece disiplinle kazandığını anladı. Eve çok mutlu döndü.

Hayatta başarılı olmanın yolu, disiplin ve çevremize gösterdiğimiz sorumluluktan geçiyor.
(Alıntı)

Kajin, Ağır Roman'ı inceledi.
24 May 04:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

YAPISAL İNCELEME

    Ağır Roman

             Ağır Roman Adlı Kitabın Özeti


     Metin Kaçan’ın ilk romanı olan “Ağır Roman”, İstanbul’un varoş mahallelerinden biri olan Kolera’da Gıli Gıli Salih isimli karakterin çevresinde geçenler üzerine kurulmuş bir hikâyedir. Romanın başkarakteri olan Gıli’nin çocukluk, gençlik ve olgunluk döneminin anlatıldığı “Ağır Roman” özellikle Metin Kaçan, karakterlerinin kullandığı yerel dili anlatıcı olarak da tercih etmiştir.

     Kolera mahallesi şehrin merkezine çok yakın olmasına rağmen, kültür yapısı bakımından şehirden oldukça farklıdır. Kolera’nın kendine özgü bir yapısı bulunmaktadır. Kolera’da birçok farklı etnik gruba ait insanlar bir arada yaşamaktadırlar: Rumlar, Süryaniler ve Müslümanlar. Hikâyeye konu olan kişiler genelde esnaflık yapmaktadırlar. Demirciler, hurdacılar, tamirciler, marangozlar vb. Gıli’nin babası olan Yıkık Köprülü Ali de esnaftır. Yıllar evvel askerliğini yaptığı Kolera’ya memleketini geride bırakıp eşi ve çocuklarıyla taşınmıştır. On üç yıldır aynı dükkânda berberlik yapmaktadır. Geçen bu süre zarfında Berber Ali, Kolera’ya her açıdan uyum sağlamıştır. Sadece Kolera’nın tehlikeli yaşamıyla mücadele etmemiş, aynı zamanda renkli gece hayatına da kendini kaptırmıştır. Eşi İmine’nin, kendisinin çapkınlığına engel olmaması için şehrin çok kötü olduğunu ve dışarı çıkarsa başına birçok olayın geleceğini söyleyerek pencere kenarına bağımlı yaşamasına neden olmuştur. Gıli ve abisi Reco babalarının otoriter tavrı yüzünden çocukluklarını yaşayamamaktadırlar. Arkadaşları oyun oynarken onlar hayat mücadelesine girişmişlerdir. Gıli, babasının yanında çalışmaktadır. Abisi Reco ise sanata ilgi duymaktadır. Bu yüzden Berber Ali’den çok azar işitip dayak yemektedir.  

     Kolera’nın gecesi ve gündüzü çok farklıdır. Geceleri pek çok yasadışı olay yaşanmaktadır. Bu olaylara sebep olarak kullanılan uyuşturucuyu gösterebiliriz. Uyuşturucu kullanımı mahalleli için son derece normal bir davranış olarak göze çarpmaktadır. Hatta bu durum mahallede ölen kişiler için yapılan helvalara uyuşturucu madde karıştırmaya kadar gitmektedir

     Gıli Gıli Salih’in kendisine örnek aldığı kişi Kolera’nın kabadayılarından Arap Sado’dur. Arap Sado, zenginden alıp fakire dağıtan, hapiste, hastanede veya zor koşullarda yaşamaya çalışan düşkün, yetim ve öksüzlere yardım eden ve bu sayede mahallede itibar gören birisidir. Bir gün mahalleye dadanan yazarın yengeç herifler diye tabir ettiği birkaç kötü niyetli kişi Arap Sado’ya tuzak kurup onu öldürürler. Sado ölmeden önce namını ve her şeyini Gıli’ye bıraktığını söyler. Gıli berberlikte pek de başarılı değildir. Babası ona eğer berberlik yapmayacaksa başka bir zanaat öğrenmesi gerektiğini söyler. Geçen sürede Berber Ali, oğlunun berberlik yapamayacağına kanaat getirip, onu marangoz Mimi Usta’ya teslim eder. Orada da tutunamayan Gıli, soluğu yakın arkadaşı Tilki Orhan’ın da çalıştığı Fil Hamit’in tamirhanesinde alır. Gıli’nin arabalara karşı ayrı bir tutkusu vardır. Kısa zamanda Fil Hamit’in sayesinde zanaatında ustalaşır. Hatta Hamit Usta, bir gün onaramadığı bir araba için Gıli’den yardım dahi ister. Arabayı onarmak için tutya madeni gereklidir. Gıli bu madeni nereden bulacağını çok iyi bilmektedir. Şair Adam Mickiewicz’in heykelinin bir bacağı artık yoktur. Gıli acemi hırsız süsü vermek için heykelin bacağını eğri büğrü kesmiştir. Heykelin parçalarını eriterek arabanın çamurluğuna eklerler. Çamurluk kısa zamanda onarılmıştır. Berber Ali, her akşam Gıli’nin ellerini kir pas içinde gördüğü için onu azarlamaya devam eder. Bu azarlamalardan Gıli’nin abisi Reco da nasibini alır. Bu duruma artık dayanamayacağını hisseden Reco evi terk edip şehre gider. Berber Ali, bir gün kendisinden hoşlanan Madam Eleni’yle dükkânda perde arkasında ilişki yaşarken, eşi İmine’nin ona yemek getirmek için iş yerine girmesiyle yakayı ele verir. Karı-koca soluğu karakolda alırlar. Komiser, evrak işleriyle uğraşmanın çok zor olduğunu İmine’ye belirtip, ondan kocası Berber Ali’yi affetmesini ister. İmine kabul eder. Fakat hiçbir şey artık eskisi gibi değildir. Bu arada Gıli’de tamirhaneden ayrılıp bitirim olmayı seçer. Katiller, esrarkeşler, satırcılar ve psikopatlarla arkadaşlık kurar. Kısa zamanda manyelcilik ve aynacılık gibi kötü işlerde ustalaşır. Bitirimlik konusunda Şair Baba’dan ders alır. İki oğlu da evi terk eden İmine, saldırganlaşır. Berber Ali, eşi İmine’yi eski haline dönüştürmek için birçok yol dener fakat başarılı olamaz. Son çare olarak İmine’yi hapa alıştırır. Hap etkisini gösterir. İmine artık haplar sayesinde sürekli bir köşede uyuklamaktadır.

     Bir gün Fil Hamit’in tamirhanesinde çıraklar oksijen kaynağını kullanarak kaynak yapmaya çalışırlar. Bu çok tehlikelidir fakat bir şekilde bu işi öğrenmeleri gerekmektedir. Karpit kazanının basıncı yükselince Fil Hamit’in dükkânında patlama meydana gelir. Çıraklardan biri kaçmayı başarırken diğeri saklandığı tuvalette yanarak can verir. Gıli büyük bir kahramanlık örneği sergileyerek üst katta bulunan Tilki Orhan ve Gaftici Fethi’yi yaralı olarak, çırağı da ölü bir şekilde kucaklayarak dışarı çıkarır. Gıli artık mahallede kahramanlık mertebesine ulaşmıştır. Berber Ali’de oğlunun kahraman olmasından dolayı oldukça gururludur. Gıli, bu kurtarma operasyonu sonrasında oldukça bitkin düşüp bayılır. Uyandığında mahalleye yeni taşınan Tina’nın yatağındadır. Aralarındaki ilişki de böylece başlamış olur. Reco şehirde bir arkadaşının evinde yeni bir hayat kurmuştur. Fakat Kolera’yı en çok da Gıli’yi özlemektedir. Kolera’da her gece faili meçhul cinayetler işlenmektedir. Gıli mahalleliye katili polisten önce bulacağına dair söz verir. Eğer bulamazsa Arap Sado’dan yadigâr kalan namı ve şöhreti yerle bir olacaktır. Gıli, sevgilisi Tina’yı Fil Hamit ile yakalar. Bu arada Imine’nin durumu günden güne kötüleşmektedir. Berber Ali, İmine’nin mahallede adlarını kötüye çıkaracak bir şey yapmasından korktuğu için mahalleyi terk ederek şehrin güzide bir yerine taşınırlar. Artık namusuyla çalışmamaya karar verir ve berber dükkânında gizli gizli uyuşturucu ticareti yapmaya başlar. Eski dostu Eleni, Berber Ali’den yüz bulamayınca olayları abartarak polise anlatır. Polis, Ali’ye işkence yapar. Bu işkenceler sırasında Ali delirir ve ölür. Ancak yazar onun ölümünden doğrudan bahsetmez.

     Gıli için her şey kötü gitmektedir. Annesi çıldırmış, babası ölmüş, abisi ise uzun zamandır ortalıkta gözükmemektedir. Artık son bir işi daha kalmıştır bu hayatta. O da Kolera Canavarı da denilen mahalle halkını teker teker öldüren seri katili bulmak ve öldürmektir. Şanslı bir günündedir. Katili bulur fakat katil hiç ummadığı biri çıkar. Mahallenin tatlıcısı Taner’dir katil. Kolera Canavarının iki kulağını da keser. “Gıli Gıli” lakabı da buradan gelmektedir. Arap Sado’dan miras kalan sustalıyla bileklerini keserek intihar eder.




Bakış Açısı

Anlatıcı

Yazar gözlemci bakış açısını kullanıp olaylara bir kameraman gibi yaklaşsa da yer yer kahramanın iç sesi olarak konuşur.


Örnek: Gıli Gıli Salih

   ‘’Gıli’nin terbiyeli bakışlarını yere dikip sert bir hayale daldığı sıra, kırık şırıngaların gölgesinde büyüyen Kolera’nın çocukları, marangoz Mimi Usta’nın dükkânına doluşup tahta oyuncak yapması için yalvarmaya başladılar.’’(Sayfa 6)

Yazar her şeyi bilen, gören, sezen her yerde bulunan ilahi bir niteliktedir. Anlatıcı olarak bazen iç monolog bazen bilinç akımı yöntemlerini kullanmıştır.  

Bakış Açısı

Romanın bakış açısı gözlemci bakış açısıdır. Başkarakter Gıli Gıli Salih’i ve diğer kişileri ve olayları, nesneleri gözlemci bakış açısı ile anlatır.

  Olay örgüsü

    Roman; Gıli Gıli Salih düzleminde kurulmuş bir anlatıdır. Gıli Gıli Salih, yaşadığı yerde yani Kolera’da kendine yer edinme çabası içerisindedir. Kolera’da yaşam tehlikeli, insan hayatı ucuzdur. Her gün birilerinin öldürüldüğü, birilerinin tacize, tecavüze uğradığı, uyuşturucu madde kullanımının hat safhada olduğu bir yerdir.

   Romanda, öykü edilerek anlatım yoluna gidilmiştir. Ağırlıklı olarak Gıli Gıli Salih, Mina, Berber Ali ve Reis karakterleri üzerinde durulmuştur. Karakterlerin özellikleri gerçek hayattan izler taşımaktadır. Psikolojik sorunları olan, aileleri ve çevreleri ile ilişkileri kötü olan tipler seçilmiştir.

   Roman genel olarak, Gıli Gıli Salih karakteri çerçevesinde şekillenmektedir. Gıli Gıli Salih’in, Arap Sado’ya özenip, onun yolundan giderek kendisine saygı duyulmasını, Kolera’nın kabadayısı olmak istediğini anlatmaktadır.

  Roman Karakterleri

Gıli Gıli Salih

  Romanın başkarakteridir. Kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışmaktadır. Arap Sado öldürüldükten sonra Kolera’nın kabadayısı olur.

Tina

 Gıli Gıli Salih’in âşık olduğu kadındır. Aynı zamanda seks işçisidir.

Berber Ali

 Gıli Gıli Salih’in babasıdır. Kolera’nın berberidir.

İmine

 Gıli Gıli Salih’i annesidir. Akıl sağlığını kaybetmiştir.

Reco

 Gıli Gıli Salih’in abisi.

Gaftici Fethi

 Kolera’daki hırsızların başıdır. Entel giyinmeyi sever.

Tilki Orhan

 Gıli Gıli Salih’in çocukluk arkadaşıdır. Eşcinseldir.

Şenol

Gıli Gıli Salih’in çocukluk arkadaşıdır.

Puma Zehra

Ayaklı gazetedir. Kolera’da olup-biten her şeyi haber veren kişidir.

Madam Eleni

Berber Ali’nin dost hayatı yaşadığı kadındır.

Fil Hamit

Gıli Gıli Salih’in ustasıdır. Araba tamircisidir.

Reis

Kolera’yı haraca bağlayan serseridir.

Mimi Usta

Marangozdur.

Tıbı

Mahallenin fakiridir. Atıyla birlikte yaşar (Şermin).

Karakterlerin çoğu kitap içinde geçer fakat bir vasfa sahip değillerdir. Erser daha çok ana karakter üzerinde durur. Romanda birçok karakterin fiziki görünüşünden ve karakterinden söz dilemez. Belirgin herhangi bir özellikleri mevcut değildir.

Zaman

    Metin Kaçan, Ağır Roman’da kesin zaman kavramlarını kullanmamıştır. Olayların geçtiği zamanı romanın içinde yer alan gerçek dünyadaki olaylardan çıkartmak mümkündür. Olay örgüsü ve anlatılan zaman örtüşmektedir.

     ‘’Ustura zamanının kapanıp jilet devrinin başlamasıyla sinirleri hayli gergin olan Berber Ali, Salih’in tamirhanedeki puştun, pezevengin yanında çalışmasına bozulup her akşam oğluna öğütler vermeye başladı.’’ (Sayfa 43)

    ‘’Gaftici Fethi, zengin semtlerin birinden arakladığı aletle mahallede gözükünce, Kolera’da günün adamı ilan edildi.’’(Sayfa 46)

    ‘’Aya gidildiğine bile inanmayan softaların televizyonu kabullenmeleri yine Fethi’nin sayesinde oldu.’’(Sayfa 47)

AcZ, bir alıntı ekledi.
23 May 22:39 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Ey gece sen de aldatıldın
Sana da tuzak kurdu yüzü güneş parıltılı kız

Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu (Sayfa 105)Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu (Sayfa 105)
Derya (Bahir) DENİZ, bir alıntı ekledi.
23 May 18:24 · Kitabı okuyor · Beğendi

Bu şöhretten geç Eşrefoğlu Rumi,
Ki aşıklara şöhret tuzak oldu;
Elin çek fariğ gol cümle cihandan;
Sana kim bu cihan bir uğrak oldu.

Müzekki'n Nüfus, Eşrefoğlu Rumi (Sayfa 9 - Salah bilici kitapevi yayınları/1983 basım)Müzekki'n Nüfus, Eşrefoğlu Rumi (Sayfa 9 - Salah bilici kitapevi yayınları/1983 basım)

Tilki ormanda gezmektedir.
Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür.
Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir
tuzak...
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve
başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir,
budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar:
- "Napıyorsun dostum?"
Tilki cevap verir
- "Hiçç... yatıyorum"
- "Burda bir but var"
- "Evet var"
- "Neden yemedin?"
Tilki sakince cevap verir:
- "BU GÜN ORUCUM"
Kurt kendinden emin:
- "Ben yiyeyim o zaman"
Tilki:
- "Buyur afiyet olsun"der.
Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt:
- "HANİ ORUÇTUN?"
Tilki pişkin pişkin
- "Topun patlamasını bekliyordum?" der.

KitapKokanAdam, bir alıntı ekledi.
23 May 04:02 · Kitabı okuyor

Enfal Suresi 30. Ayet
Hani bir vakitler, o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında tuzak kuruyor

Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Sayfa 138 - Altınpost Yayıncılık)Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (Sayfa 138 - Altınpost Yayıncılık)
Hakan, bir alıntı ekledi.
23 May 01:00

O, milli iradenin teveccühüyle milletin adamıdır.

O, istikrarla yol alan şuurlu bir dava adamıdır.

O, milletinin sevilen ‘Uzun Adam’ıdır.

O, fetih ruhuyla kendini değil milletini menzile götürmek için yol alan, yollar açan yol ustasıdır.

O, milletine yenilikler getiren, milletinin karanlıklarına ışıklar yakan, milletin hakemliğini rehber edinen bir öncüdür.

O, ‘Durmak yok, yola devam’ sloganıyla özgüveni yüksek bir nesil inşa etmek ve medeniyet çizgisini ilerletmek için koşar adımlarla giden mihmandardır.

O, zaferin Allah katında olduğu inancıyla milletin gücüne sahip çıktıkça bu güçle her adımda ilerleyen ve aldığı yolda milletine ışık tutan, milleti için heyecanla hizmet eden Asım’ın Nesli’nin yolcusudur.

O, sağlam bir duruş sahibi, inancının inşa ettiği medeniyet değerleriyle donanmış, birbirine tuzak kurmayan, tam tersine kurulu tuzakları bozan, fazilet ve marifet yolunda etkin bir ‘Milli İrade’ tesis etmek üzere yol alan ‘Sağlam İrade’dir.

Âsım'ın Nesli ve Ustaları, Tahir Fatih AndıÂsım'ın Nesli ve Ustaları, Tahir Fatih Andı
Ahmet Leman, bir alıntı ekledi.
22 May 22:46 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Tam burada gözler Leyla ile Mecnun'un Yavuz'unu arar.
kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan
çiçek alıp eve götürüyoruz
bunun bir delilik olduğunu bile bile
en ıssız duyguların ucunda karakollar
asmaların altı tuzak ve tuzak caddelerde
külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu
gözler kısılıp bakılıyor bize.

Erbain, İsmet ÖzelErbain, İsmet Özel

Tilki ormanda gezmektedir.
Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür.
Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir
tuzak...
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve
başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir,
budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar:
- "Napıyorsun dostum?"
Tilki cevap verir
- "Hiçç... yatıyorum"
- "Burda bir but var"
- "Evet var"
- "Neden yemedin?"
Tilki sakince cevap verir:
- "BU GÜN ORUCUM"
Kurt kendinden emin:
- "Ben yiyeyim o zaman"
Tilki:
- "Buyur afiyet olsun"der.
Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt:
- "HANİ ORUÇTUN?"
Tilki pişkin pişkin
- "Topun patlamasını bekliyordum?" der.