Bir sigara yaktım ve gözlerimi kapatıp çevreme baktım. Evet gözlerimi kapatıp. Çünkü çürük bir elma yemiştim vaktiyle, içim ekşimişti. Ne kadar kocaman ve kanlıydı gözleri yıllardır bana bakanların. Ağırlaşmış sular bulaşırdı ellerime, zindan kokan. Kahkaha attıkça kadınların ağızları kuyulaşırdı. Elleri birer akrep kuyruğuydu herkesin
Cezveyi çıkarırken çekmeceden, içine suyu, kahveyi, şekeri koyarken, sanki yıllardır hep aynı kahveyi karıştırıyormuşum gibi geldi. Kahve koyuydu, köpüklüydü, ben evlenirken beyaz gelinlik giymiştim, ellerim şimdi kırmızıydı.
Hep güzel sofralar kurarım, kendim seyreder, kendim severim. Geceleri, karanlıkta ellerimi okşarım. Ellerim, benden daha çabuk yaşlanmışlardır, bu yüzden mi sızlar uykumun arasında bilemem. Ellerime çok acırım.
Herkes evine girdikten, sokaklarda sarhoşlarla, gece gezmesinden dönenler kalmışken sadece, yatma saati gelince yani; içime tuhaf bir ürperti dolar. Sanki annem ölecekmiş gibi -oysa annem yıllar önce öldü-...