Sanki birisi ya da meçhul bir güç benim yazacağım her şeyi emip tüketmişti. Sanki bir yazar değil de, birinin roman kahramanıymışım hissine kapılmaya başlamıştım. Onun beyninin içinde hapsolmuştum. O bana kalk diyordu kalkıyordum.
Yazamadıkça aynanın karşısına geçiyordum. Yüzümde fazla roman okuyanlara özgü bir karışıklık vardı. Okuduğum kitaplardaki karakterlerin ifadeleriydi bunlar.
Elimdeki kitabı sımsıkı tutuyor, içindeki karakterleri dökmekten korkuyordum. Lakin içlerinden biri kitabın ipine tutunarak aşağı indi. Benimle gelmek istemediğine hükmedip, gitmesine izin verdim.