Durup bütün bunları, şiirsel dille bilimsel dilin garip kesişmesini düşünüyorum. Bu öyküde, diye düşünüyorum, hangisinin yanıcı, hangisinin yakıcı madde olduğu, neyin yandığı, neyin yaktığı net değil.
Ona hınçla, bir askerin kendisini sahte bir savaşa sürüklemiş generale bakabileceği şekilde baktım, ama ansızın anladım ki onda her şey, masumiyet bile gerçekti ve dağa da çıksa bir yanım ağır basacak ve onu izleyecektim.
Bana gelince, ben tek şeye inanırım, demişti doktor.
"Neye?" diye sordum, o ana kadar ağzını açmamış olan birinin düşüncesini öğrenmek için.
"Er geç bir sabah vakti öleceğime."