"Gerçeklik ne kadar yalın bir yüzle karşımızda haykırırsa haykırsın, biz yine de kendi beklentilerimizin içten içe fısıldadığı yalanlara kulak kesiliyoruz.
Yalanın yayılması nasıl da sinsidir, Tanrım...
Sizi ne zaman avuçlarına aldığını bilemezsiniz.
Kendi yalanlarınızın bile!
Kaldı ki insanın vücudunu, ruhunu zayıf düşüren en çok kendi yalanlarıdır."
Dışarıda yorgun bir sonbahar havası var.
Ağaç dipleri yaprak mezarlığına dönüyor.
Üşüyen sevgili için kaşkolunu çıkarıp, onun zarif boynuna sarma zamanı.
Bir sahil kenarı çaycısına sığınma vakti.
Bulutlar bir şeyler anlatmaya çalışır böyle zamanlarda.