"Evrene bakıp da bunca harikanın ancak her şeye yetkin bir Tanrının eseri olabileceğine inanamayan bir adam var mıdır acaba yeryüzünde?
İnsan bir kere bu ilk gerçeği kavradıktan sonra artık inanç için başka bir şeyin gereği olabilir mi?
Bunu kavradıktan sonra hangi uğursuz, hangi barbar kul, kendini yaratan Tanrıya karşı saygısız davranabilir?"
Doğanın ayrılırken bizi zenginlikleriyle donattığı, daha birkaç ay güzelliklerini hiç eksiltmediği o mevsim ne kadar soylu ve ilinçtir.
Kırda yaşayanlar avlanmak, bağbozumu ya da hayatlarını tatlı kılan başka türlü birçok iş dolayısıyla yanyana gelirler bu mevsimde...
Şehrin uğultusuyla yaşama sevincini yitirmiş, cansızlaşmış, şehrin lüksünden bunalmış, eriyip bitmiş kimseler kırlara koşarlar, oradaki temizliği, sıcaklığı, açıklığı yüreklerine doldururlar, acılarının düğümlerini kırda yaşayanların yanında çözerler.