"Gereksinimin giderilmesi gelişim isteğini köreltmez. Keskinleştirir.
Gelişimin ödülü ve heyecanı kendi içindedir.
İyi bir doktor olmak, keman çalmak ya da marangozluk gibi hayranlık duyulan becerilere sahip olmak, evreni ve insanlığı ya da kendini gittikçe daha yoğun anlamak, hangi alanda olursa olsun yaratıcılığını geliştirmek ve en önemlisi iyi bir insan olmayı istemekte olduğu gibi."
Büyük gemiyi ilk gördükten uzun yıllar sonra, bir gece kimselerin oturmadığı kocaman bir saray gibi köyün önünden geçmişti...
Kapkaranlıktı.
Hiçbir ses gelmiyordu.
Bütün köyden daha uzun, kilise kulesinden daha yüksekti ve körfezin öte yanındaki korsanlara karşı tahkim edilmiş, eski bir köle limanı olan, her onbeş saniyede bir kederli ışığının köyü parlak evlerle gümüşten bir karargaha ve volkanik çöl sokaklarına döndürdüğü döner fenerli sömürge kentine doğru yol alıyordu. O sıralarda sesi henüz tam bir erkek sesi olmamıştı ama annesinin izniyle kumsalda geç saatlere dek rüzgarın ezgilerini dinlerdi.
Hala anımsıyordu, sanki görür gibiydi...
Fenerin ışığı üstüne vurunca gemi kayboluyor, ışık geçince yeniden görünüyordu, bir görünüp bir kaybolarak yol alan bir gemiydi, körfezin ağzına doğru limanı belirleyen şamandıraları bir uyurgezer gibi kolluyordu.