Bağışlayın. Görüyorum ki hayatın her aşamasında akıl almaz kolaylıklarınız var. Daha adımınızı atmadan önünüze açılan kapılar, bir düğmeyle geceyi gündüz kılan aydınlıklar, kulelere çıkmak için demirden atlarınız var. Duydum ve gördüm ki Süleyman Nebi gibi olmasa da büyük, demirden kartallarınız var. Onların üzerinden dünyanın her tarafını gezip dönüyorsunuz. Bizim için merkep sırtı bile o kadar cazipken siz aya, yıldızlara, güneşe seyahat ediyorsunuz. Hızınız dünya göklerinin çok ötesine geçmiş. Sofralarınızda adını bilmediğim, ömrümde bir kez olsun görmediğim türlü nimetleriniz var. Dolu sofralara oturup tıka basa yiyenleriniz sonrada deliler gibi koşup çırpınanlarınız var. Oysa biz, kurutulmuş çöreklerimizi aylarca ıslatıp yer ve şükrederdik. İsli kandiller önünde geceler boyu yazı yazıp Tevrat ezberlerken aldığımız zevkin zerresini tarif edemem. Ancak sizler, ruhun huzur bulduğu şeyler yapmaktan çoğunlukla uzaksanız, ruhlarınız ihmal edilmiş, kalpleriniz sıkıntılı ve ışıksız kalmış. Oysa size sunulan hayat bizimkinden çok farklı. Sanki Rab, sizin için bütün maddi şartları kolaylaştırarak ruhunuzun ihtiyaçlarını fark etmenizi
istiyor gibi.