•ARYAA

9/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 17:11
Dorian Gray’in PortresiDorian Gray’in Portresi kitabını bitirirken, bana kattığı en değerli şey, yüzeyin ötesine bakabilme yetisi oldu. Dış güzelliğin ardındaki insan doğasını ve ahlaki değerlerin önemini daha derinden kavradım. Bu yolculuk, bana içsel bir farkındalık kazandırdı: Kendi değerlerimi, seçimlerimi ve yaşamın geçiciliğini daha iyi anlamamı sağladı. Bu kitabın bıraktığı iz, bana her zaman içsel bir derinlik ve anlam katacak. Şimdiden okuyacaklara iyi okumalar :)
Dorian Gray’in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 202698,9bin okunma
Reklam
Bir kitaptan çok daha fazlası.
10/10
·416 syf.··
2026 1. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 00:59
Nietzsche AğladığındaNietzsche Ağladığında bitmedi. Sayfaları kapattım ama kitap bende kapanmadı. Bir roman okunur ve biter; bu kitap insanın içine yerleşir, orada kalır. Sanki Yalom anlatmadı da, Nietzsche sustuğu yerden konuştu. Breuer dinlemedi de, insan kendini dinlemek zorunda kaldı. Bu bir felsefe kitabı değil sadece. Bu bir terapi seansı hiç değil. Bu, insanın kendi yarasına bakmaya cesaret edip edemediğinin kitabı. Nietzche’nin düşünceleri burada bir vitrin süsü gibi durmuyor; kanıyor, yoruluyor, ağrıyor. Breuer güçlü değil, bilge değil; o da kaçıyor, o da korkuyor. Ve insan tam da burada yakalanıyor: “Ben hangisiyim?” sorusu, hiç sorulmadığı kadar sert çarpıyor insanın yüzüne. Bazı kitaplar aklını açar. Bazıları kalbini. Bu kitap, insanın savunmalarını indiriyor. Kaçtığın ne varsa, susturduğun hangi soru varsa, hepsini masanın ortasına bırakıyor. Kaçacak yer bırakmadan. Bir cümlesiyle günlerce susabilirsin. Bir diyaloğuyla yıllardır kendine söylediğin yalanları fark edebilirsin. Ve en acısı: Okurken anlıyorsun ki, insan çoğu zaman acısından değil, acısını anlamaktan korkuyor. Bu kitabın incelemesi yazılmaz. Çünkü bu kitap üzerine konuşmak, onu küçültmek gibi. Ancak şunu söylemek mümkün: Bazı kitaplar okunur, bazıları yaşanır. Nietzsche Ağladığında, insanı yaşadığı hayattan biraz daha fazla uyandıran nadir metinlerden biri. Bitti mi? Hayır. Ben kapattım sadece. O hâlâ içimde konuşuyor. ...ne kadar yazsam da asla anlatamayacağım.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
9/10
·192 syf.··
2025 48. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 21:43
Bekle BeniBekle Beni , yalnızca iki insanın birbirine tutunma hikâyesi değil; aynı zamanda bir coğrafyanın, bir toplumun ve bir çağın bütün yaralarını içinde taşıyan büyük bir iç hesaplaşma romanı. Livaneli, Selim ile Leyla’nın hikâyesini anlatırken aslında hepimize şu soruyu sorduruyor: Bir insanın kalbi, bir ülkenin tarihini ne kadar kaldırabilir? Romanın ilk sayfasından son satırına kadar belirgin olan bir şey varsa, o da şudur: Beklemek burada pasif bir eylem değil. Leyla’nın bekleyişi, Selim’in direnişiyle aynı kökten beslenen bir umut biçimi, bir inat, bir hayatta kalma yöntemidir. Bu bekleyiş, sevginin sessiz bir sadakati değil; aksine dünyanın bütün gürültüsüne karşı duyulan bir kararlılık çığlığıdır. Roman, işkencelerin, tutuklamaların, sürgünlerin gölgesinde bile insanın içindeki ışığın söndürülmediğini hatırlatır. Zülfü LivaneliZülfü Livaneli , dönem Türkiye’sini yalnızca tarihsel bir arka plan olarak kullanmıyor; o dönemi karakterlerin ruhuna işliyor. Selim’in düşünceleri, Leyla’nın umudu, ülkedeki siyasi çalkantılarla aynı ritimde atıyor. Böylece roman, aşk ile adalet, birey ile toplum, umut ile karanlık arasında kurulan dev bir köprüye dönüşüyor. Bekle BeniBekle Beni , okura şu gerçeği fısıldıyor: Bir insanı sevmenin ağırlığı, bazen bir ülkeyi sırtlamaktan daha hafif değildir. Çünkü aşk burada yalnızca romantik bir duygu değil; bir direniş biçimi, bir ses, bir adalet talebi, bir yarım kalmışlık hissi, bir tamamlanma çabasıdır. Romanın asıl büyüsü, okuru hem geçmişle yüzleştirmesinde hem de bugünün karanlığına karşı içsel bir ışık uyandırmasında yatıyor. Zülfü LivaneliZülfü Livaneli , “beklemek” eylemini, sadece bir kavuşma arzusu olmaktan çıkarıp, insanın kendisiyle olan en derin sınavına dönüştürüyor. Bu sınavdan geçen yalnız Selim ya da Leyla değil; aslında biziz. Kitabı bitirdiğinizde, kanınızda dolaşan duygu
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2025 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 21:50
"The Secret" çok fazla okumadığım bir tür olan kişisel gelişim alanında elime aldığım üçüncü kitaptı. Çok değerli bir insanın tavsiyesiyle tanıştım ve bana hayatıma bambaşka bir bakış açısı kattı. İçindeki sır aslında hepimizin içinde saklı, fakat çoğu zaman farkına varamadığımız bir gerçekti. Bu yüzden benim için sadece bir kitap değil, yolumu aydınlatan bir rehber oldu diyebilirim. Kitap bana, düşüncelerimizin görünmez iplerle hayatımızı nasıl şekillendirdiğini öğretti. Dışarıda bir mucize aramaktansa içimdeki mucizeyi fark etmeyi hatırlattı. Ben "The Secret"i yalnızca bir ‘pozitif düşün kitabı’ olarak görmedim; daha çok insanın hayatla kurduğu gizli bir anlaşma gibi hissettim. Çünkü düşüncelerimiz aslında evrene gönderdiğimiz mektuplar gibiydi… Asıl mesele, biz hangi mektupları yazıyoruz? Sayfalar arasında kendi düşüncelerime rastlamak ise bana tarifsiz bir tebessüm hediye etti..:) Tek olumsuz yanı ise sayfa kalitesi; normal kitaplar gibi olsaydı çok daha kıymetli olurdu zannımca. Yine de bendeki değeri, bunu gölgede bırakmayacak kadar büyük. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar..
The SecretRhonda Byrne · Mia Basım Yayın · 200712,5bin okunma
Ennnn...
10/10
·488 syf.··
2025 31. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2025 16:29
Bazı kitaplar vardır, okursunuz… Güzel dersiniz, etkileyici dersiniz, altını çizersiniz. Ama bazı kitaplar vardır… Okuyamazsınız. Elinize alırsınız, birkaç satırla birlikte gözlerinizin önünde bir deniz açılır; ne bir sandal ne bir kıyı... Yalnızca dalgaların sesinde boğulan kalbiniz kalır elinizde. İşte Ümit Yaşar OğuzcanÜmit Yaşar Oğuzcan Acılar DeniziAcılar Denizi tam olarak böyle bir kitap. Bu kitap okunmuyor — yaşanıyor. Bu kitap bitirilmiyor — içinde kaybolunuyor. Bu kitap paylaşılmıyor — kalpte sır gibi saklanıyor. Bu kitap... Her dizesi bir yara yeri, her şiiri bir iç çekiş, her kelimesi tarifsiz bir yankı. Sadece bir aşk anlatısı değil bu kitap, insanın içindeki bütün boşluklara dokunan bir yankı... Yalnızlık, özlem, kayıp, aşk, pişmanlık, mutluluk, huzur, sükûnet... Ama en çok da insan kalbinin kendisi. Ben bu kitabı bitirmedim. Ama bitirdim diyeceğim. Çünkü çoğu şiirini ezberlediğim halde hâlâ yeniden ezberliyorum. Çünkü her okuduğumda yeniden düşüyorum. Çünkü anlatamam. Çünkü anlatmak bu kitap için yetersiz. Çünkü... “Beğendim” demek az, “bayıldım” demek eksik, “öldüm” demek yavan. Bu kitap, şiir kitaplarımın arasında başucu kitabım. Ne zaman yolumu kaybetsem, ne zaman kalbimle baş başa kalmak istesem, ne zaman mutlu olsam, bir sayfa çeviriyorum ve sanki Ümit Yaşar bana “buradayım” diyor. Kalbime dokunarak konuşan bir dost gibi... Benimle sükûnete ses katıyor.. Bir şiirine denk geldim şimdi. En sevdiğim diyebilirim. Ama paylaşamam. Kıyamam. Çünkü bazı şiirler sadece okunmaz, sadece saklanır.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Acılar DeniziÜmit Yaşar Oğuzcan · Özgür Yayınları · 20021,109 okunma
Reklam