İyi Hissetmek benim için sadece kişisel gelişim kitabı gibi değildi; insanın kendi zihnini fark etmesini sağlayan bir kitaptı. 2024’te başlayıp araya sindire sindire okuyarak birkaç gün önce bitirdim. Hızlı okunacak bir kitap değil zaten, bazı sayfalarda durup kendi düşüncelerini düşünüyorsun.
Kitap bana şunu fark ettirdi: olayların kendisinden çok bizim onlara yüklediğimiz anlam bizi yoruyor. İnsan bazen kendi düşüncelerinin içinde kaybolup bunu gerçek sanıyor. Felaketleştirme, kendini suçlama, “hep böyle olacak” hissi… Hepsini kendimde gördüm.
Okurken bazı yerlerde resmen zihnimi dışarıdan izliyormuş gibi hissettim. Bu yüzden sık sık dönüp bakacağım, altını çizdiğim yerlere tekrar geleceğim bir kitap oldu. Bana gerçekten iyi anlamda farkındalık kattı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Bekle Beni klasik bir aşk romanı değil; haksız yere yıllarca hapis yatmış, hayatı elinden alınmış bir adamın hasretini anlatıyor. Okurken o küflü mahpus damlarında ben de sıkışmış gibi hissettim. Kitap bitince yeni yeni nefes alıyormuşum gibi oldum. En çok adaletsizlik duygusu kaldı içimde. Selim’in yıllarının çalınması, ailesinden ve çocuğundan uzak kalması çok ağır işlendi. Leyla’nın sabrı ve bekleyişi de insanı ayrı etkiliyor.
Roman olaylardan çok mektuplar, defterler, söylenenler ve söylenmeyenlerle ilerliyor. Bu yüzden okurken bir hikâyeden çok insanların iç dünyasını okuyormuş gibi hissettiriyor. Sonlarda Selim’in hapisten çıkış anını daha detaylı okumayı isterdim; orası biraz eksik kaldı. Ama genel olarak boşluk, hüzün ve özlem hissini güçlü yaşatan, iz bırakan bir kitaptı.” Zülfü LivaneliBekle Beni