Fıtıfıtı

Fıtıfıtı
@Asabibiri
Adımı avucuna yaz Beni hatırladıkça avucunu yalarsın
Kamyon şöförü
Bağcılar
Aslında ben yoğum, 22 Kasım 1979
147 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
8/10
·272 syf.··
2025 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2025 00:00
Villa kitabı, her ne kadar gerilim ve gizem türü olarak belirtilse de, bence daha çok rakip kadınlar ve farklı dönemlerde dünyanın kadınlara bakış açısıyla harmanlanmış aşk ilişkilerini anlatan bir kitaptı. Bu konsepti seviyorsanız hoşunuza gidebilir; ama “Nerede bu kitabın gerilimi?” diye beklentiye girerseniz, hüsrana uğrayabilirsiniz. Kitap 1974 yılı ve günümüz arasında gidip geliyor. Bu, benim hoşuma giden konseptlerden biri olduğu için artı puandı. Adından da anlaşılacağı üzere, hikâye bir villada, yani kapalı alan konseptinde geçiyor. Bu da benim için başka bir artı puandı. (Ev konseptli kitaplar koleksiyonuma eklendi.) Kitapta geçen önemli cümlelerden biri: “Evler unutmaz.” Evlerin hafızaları ve enerjisi yıllarca silinmez—hele ki o evde cinayet ya da intihar gibi olaylar yaşanmışsa… 1974 yılında, her ne kadar hippi döneminin sonlarına gelinmiş olsa da, "hippi özentisi" diyebileceğim erkek müzisyenlerin reşit olmayan kızları kandırıp, onları “yanımızda gezdirdiğimiz bedavacılar” gibi görmeleri işleniyor. Özgürlük adı altında bu kızlarla ilişkiler yaşıyorlar ama bildiğiniz gibi, hippilerde bağlanmak, tek eşlilik ya da sorumluluk almak gibi şeyler pek yok. Erkekler her haltı yiyip “biz özgürüz” kafasına girerken, kadınlar birbirini rakip görüp inanılmaz bir çekişme havasına giriyorlar… Ve tabii ki sonunda dananın kuyruğu kopuyor ve biri ölüyor. Ve ölüme doğru giden adımları tek tek okuyoruz. Bir yandan da, yıllar sonra yine aynı lanetli villada tatil yapan ve birbirini çok seven ama farklı sebeplerden rakip haline gelmiş—biri ünlü olmuş, diğeri olamamış—iki yazar kadın kankayı okuyoruz. Açıkçası, beklentimin üzerindeydi. Yukarıda belirttiğim gibi sevdiğim konseptlerin olması ve kitabın çok kalın olmaması, okumamı kolaylaştırdı.
VillaRachel Hawkins · Olimpos Yayınları · 2024338 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·360 syf.··
2025 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2025 16:29
Konular ilgimi çeken konulardı ama çok çok uzatılmış. Daha kısa güzel bir kurgu yapılabilirdi. Ödül almış kitap ne diyim. Uzatmaları sevenler okusun.
Bir Ceset Bir SözGülce Başer · Mylos Kitap · 2024121 okunma
9/10
·166 syf.··
2025 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2025 22:42
Yaprak Öz'ün tekinsiz ve tedirgin eden, "kapalı oda" olarak tabir edilen tarzını çok seviyorum. ( Berlinli Apartmanı da çok severek okumuştum) Ayrıca apartman/konak/yalı/malikâne gibi mekanlarda geçen kitaplara bayılıyorum. E sonuçta bu işlere Agatha Christie kitaplarıyla başlamış insanız Aşk acısı çeken bir kadının, "her şeyi unuturum" modu ile eski anıların olduğu apartmanı geride bırakıp yepyeni bir apartmanda huzur bulma çabası elbette işe yaramıyor. Çünkü insan mekan değiştirse bile kendinden kaçamıyor. Üstüne üstlük, gittiği apartman fazlasıyla tekinsiz olayların ve kişilerin olduğu bir yer ise... Bazı yerleri her ne kadar tahmin edilebilir olsa da, geçmiş ve günümüz diye ayrılan günlük yazılarını okumak ve o apartmanda bulunmak gayet güzeldi. Keyifli bir okuma oldu, tavsiye ederim
Sobe Siyah OrkideYaprak Öz · Yitik Ülke Yayınları · 2018279 okunma
7/10
·384 syf.··
2024 79. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2024 16:54
Kendim de dahil, tahammül edemediğim şeylerden biri, bile bile yapılan salaklıklardır. Dizi/film/tiyatro/kitap karakterlerindeki kötü karakterlerden ziyade, kötü karakterlerin elinde maymun olan aptal insanlara daha çok tahammül edemiyorum. Hani bir kere olur, ama bu on kere, yirmi kere olursa artık bana geliyorlar sağdan sağdan. Şimdi gelelim bunu niye dedim; kitabın isminden de anlaşılacağı üzere bir misafir var ve tabii ki konu onun üzerine dönüyor ve bir çok sır ortaya çıkıyor. Sanırım asıl gıcık olunan karakter bu misafirimiz olmuş ama ben en çok anne karakterini boğmak istedim. Ve kitapta annenin tavırları ile ilgili tutarsızlık olduğunu düşünüyorum. Spoiler vermek istemiyorum ama örneğin, kızını her kim olursa olsun boğmaya çalışan birine karşı bir şey yapmıyorsan pisliğin tekisindir, sonra da ah vah ben aslında kızımı çok seviyordum palavraları sıkamazsın .. Amerika veya İngiltere gibi ülkelerde özellikle ebeveynin izni veya reşit olmayan çocuklar ile ilgili kurallar çok katı. Yazar, değişim öğrencisi programlarının nasıl çalıştığına dair süreci inandırıcı kılmak için bile incelemeye zahmet etmemiş ve "misafirlerinin" onları nasıl kandırabildiğini açıklama zahmetine bile girmemiş. Sanki Türk dizisi izliyormuşum gibi bunların hepsi ihlal edilmiş. Maalesef bu ve bunun gibi mantık hataları benim hikayeden kopmama neden oldu. Açıkçası hikayenin sonundaki bazı detaylar beni pek tatmin etmedi, çok fazla tutarsız davranış sergilendi(yazsam spoiler olur o yüzden yazamıyorum), yüzde 60'tan sonra tahminlerimin çoğu gerçekleşti. Kayınvalide karakteri en çok bağ kurduğum, en yakın hissettiğim kişiydi. Az repliği olsa da favori karakterim olur kendisi Kitap kesinlikle aşırı akıcı, sürekli merakı tetikleyici ve gerilim havasındaydı. Gereksiz duraksamalar, uzatmalar,
Misafir ÖğrenciNelle Lamarr · Juno Kitap · 2024318 okunma
8/10
·480 syf.··
2024 74. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 19:24
Kitabın hiç okumadığım bir tarzda olması ve üstelik 480 sayfa olması beni başta biraz tedirgin etti. Ancak sonrasında akıcı üslubu sayesinde su gibi akıp gitti. Biyolojik silahlar ve kitle imha teknolojileri konusunu sanırım ilk defa okudum. Yazar, etkileyici araştırmasıyla konunun inceliklerini işleyerek okura hem bilgi dolu (kitapta oldukça fazla teknik bilgi var; hepsini anladım dersem yalan olur ) hem de merak uyandıran bir hikaye sunuyor. Bu klasik polisiye hikayelerinden farklı olarak, birbirlerinin hayatlarını farkında olmadan etkileyen farklı karakterlerin bakış açılarıyla ilerleyen ve temposu giderek artan, komplo teorileriyle dolu bir gerilim romanı. Kurgu, bilimsel temeller üzerine kurulu olduğu için okurken "Acaba bir gün gerçekten yaşanır mı?" diye düşünmeden edemiyor insan. Roman, iki ayrı hikaye akışıyla gelişiyor. İlk hikayede, şizofreniyle mücadele eden Metin ve ona destek olmaya çalışan diş hekimi abisi Ferit var. Metin, abisinin önerisiyle bir süre Kıbrıs’a gider ve burada geçmişte Sovyetler Rusya Birliği'ne bağlı bir laboratuvarda gizli araştırmalar yapan genetik uzmanı Anya ile tanışır. Türkiye’ye döndüklerinde Anya ile evlenir ve yaşadıkları evin üst katında gizli bir laboratuvar kurarlar. Diğer hikayede ise, zor bir dönemden geçen Demet’in yaşamı karmaşık bir hal almıştır. Nadir görülen ve tedavisi kısıtlı bir göz rahatsızlığıyla boğuşurken aynı zamanda finansal sıkıntılarla mücadele etmektedir. Üstelik oturduğu apartmanda işlenen bir cinayetle olaylar beklenmedik bir yöne doğru ilerler. Metin, Ferit, Anya ve Demet’in yolları ilginç tesadüflerle kesişirken hikaye, gerilim dolu bir sona doğru hızla yol alır. Bilgi dolu, sürükleyici bir okuma arayanlar için kesinlikle iyi bir seçim. Tavsiye ederim!
Her İşte Bir Hayır VardırEkin Açıkgöz · Ayizi Kitap · 20159 okunma