Tüm olası kişiliklerin arasında her insan kendi gerçek ve özgün kişiliğini bulur. İnsanı bu özgün kişiliğe çağıran sesi biz "görev çağrısı" diyoruz. Ama insanların çoğu bu çağrının sesini kısmaya kendini adar ve duymayı reddeder. Bu sesi duymamak için kendi içlerinde bir gürültü oluştururlar...... dikkatlerini dağıtırlar ve sahte bir yaşam yolunu gerçeğinin yerine koyarak kendilerini aldatırlar.....
Altı milyon yıllık gelişmenin etkilerini aşmak için kısacık yaşam sürenizde, birkaç on yıllık bilinçli durumunuzda teknoloji ya da hüsnü kuruntuyla beyninizin düzen yapısını yeniden kurabileceğinizi düşünmek aptallığın zirvesidir. Doğal ilerlemenin tersine belki geçici eğlenceler sağlayabilir ama zaman, zayıflığınızı ve sabırsızlığınızı acımasızca ortaya serecektir.....
Takıntılı içsel düşünme işleminin büyük bir kısmı bizim dünya ile bağlantımızı koparır. Ustalık düzeyde sezgi gücü, içgüdüler ile mantığın, bilinç ile bilinçaltının, insan ile hayvanın bir araya gelmiş biçimidir. Çevremizle ani ve güçlü bağlantılar kurmanın, nesnelerin içinden düşünme duygusuna kapılmanın yolu budur. Çocukken bu sezgi gücüne sahip oluruz ama zaman içinde aklımıza fazla yüklenen onca nedeniyle bu duyguyu yitiririz...