Reşat Nuri Güntekin’in samimi ve açıkça anlaşılan bir dili var. Miskinler Tekkesi’ndeki gözlemlerinin çoğu yaşarken farkettiğiniz fakat bir araya getiremediğiniz parçaları birleştiriyor. Okurken bunun bir romandan değil gerçekten karşınızda yaşayan birinden dinleyip dinlemediğinizi kestiremiyorsunuz, o kadar içindesiniz. Dilenciliğin etrafında dönen roman, bugün her insanın hayat hakkındaki çok da üzerinde durmadığı kabullere hücum ediyor. Yaşanan talihsizlikler sonunda ecdadıyla üç aşağı beş yukarı farklı mekan ve zamanlarda da olsa aynı çizgiye geliyor karakterimiz. İzmir’de içerisinde yaşadığı insanlar, dilenme anındaki yaşadığı tecrübelerin birleşimi, ölüm ve ardında kalanlarla olan çıkarımları mükemmel ifade ediyor. En çok da hayata bakışı ve tercihleri size “Senin bahanen ne?” sorusunu sorduruyor.