Adem Karanfil

Hasret ve firkat! Bunlar gurup saatlerinde dağa inen gölge, boğaza çöken sis, yağan yağmur gibi insanın rahat ve sükûn saatlerine mahsus birtakım fantaziler ve lükslerdir.
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zengin zenginliği zamanında pek bir şeye benzemiyor, kibirli ve lâf anlamaz oluyor. Yahut da biz onları bir parça kıskandığımız için öyle görüyoruz. Zenginin asıl kibarlığı servetini kaybettikten sonra başlıyor.
Edebiyat
Hasılı, insanlar, kalabalık içinde yaşamayı yalnız ve rahat yaşamaya daima tercih etmişlerdir. Yalnız trenler, yatılı trenler müstesna. Kalabalıktan en hoşlanan insan, vagona ayak attı mı derhal bir inziva hastalığına tutulur. En candan dostunu bile yanında istemez. Dost şöyle yakın bir kompartimanda olsun da arasıra nasıl olsa gidip görülür.
Edebiyat
...sonra bu uzak ve ıssız cehenneme atılmış!... Sonsuz yeşilliklere ve su seslerine boğulmuş bir yere "Cehennem" demek bana ilk önce bir nankörlük gibi görünmüştü. Fakat bir parça düşününce hak verdim. Yaşamak ve eğlenmek ihtiyacında bir ümitsiz genç, yeşillik ve su içinde de pekâlâ cehennemde gibi yanabilir.
Edebiyat
Bir yabancı; fakat kimdir, neyin nesidir biliyor muyuz? Sözü geçecek, en umulmadık bir zamanda kendine el uzatabilecek bir adam olmadığı nereden belli?
Edebiyat