Ona öyle geliyordu ki yazı ne kadar samimi olursa olsun laf kadar kati ve canlı değildi. İnsan konuşurken daha samimi olmasa bile daha ümitleri söndürmez yahut da dinleyenin haletiruhiyesine göre söylenen sözlerin mahiyeti değişirdi. Yazıdan genç kızın bir korkusu vardı. Laf uçar giderdi. Fakat yazının en fenasının bile bir uzun zaman kalışı vardı ki...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Acaba bütün insanların hayatı da bu şekilde birtakım kopuk, yarım şeritlerden mi ibarettir? Romanlarda olduğu gibi bir başlangıç, bitiş arzu ediyordu. Her yarım şey yahut her bütün fakat az şey onda inkisarlar*(kırılma), hüzünler yaratıyordu. Fakat yine de düşündü ki bu yarım yarım şeylerdir ki ona yeni yeni yaşamak hamleleri vermiştir.
...bütün hayatının birtakım birbirini ancak tutar küçük sahnelerden ibaret olduğunu sandı. Hayatında bir devam, nasıl bir roman içinde vaka başlar biterse, bu nevi bir başlayış, bitiş olmadığını fark etti.
İşte niyetim o vergili, kırağılı, tohumu çürüklü topraktan çok denizle uğraşmak. Ne tohumu var ne kırağısı. Ne harman için rüzgâr beklemek. Ne döven için öküz kiralamak, ne de tohum için borç para almak var. Ne de sınır, "benim malım" demek kaygısı...