Bir kuş uçuyor gökyüzünde
Bir beyaz güvercin
Daldan dala konuyor, insanları selamlıyor
Pat... pat... pat...
Zavallı kuş henüz hayata doymamışken
Ölüyor, öldürülüyor
Beyaz tüyleri kana bulanıyor
Bir genç konuşuyor, susturuluyor
Bir insan özgür olmak istiyor
Bir an için özgür yaşıyor, sonra öldürülüyor
Gözleri yaşlı Kürt kadını Konuştuğu, için dövülen oğluna ağlıyor;
Düşüncelerini, kimliğini söylediği için
Dövülen oğluna, oğullarına.
Ama artık bu susturulan halkın
Yumrukları havada, başları dik:
"Özgürlük istiyoruz, barış, istiyoruz"
"İnsanca yaşamak istiyoruz"
Binlerce silah sesi
Pat... pat... pat...
Ama bu susturulan halk
Korkmuyor kaçışmıyor
Yumrukları havada, başları dik:
"Özgürlük istiyoruz, barış, istiyoruz"
"İnsanca yaşamak istiyoruz"
Bu halk, bu insanlar
Bundan böyle susturulamazlar.
Bir acılı türküdür dudaklarımda... Gülüşlerde yitirdiğim neydi? Yürüdükçe ulaşilmaz olan,
yaklaştıkça ırayan, dokundukça buğulaşan –adını koyamadığım‐ "adı var kendi yok"olan şey neydi?
Bilmiyorum. Alaca bir şafaktayım diyorsun. Al yüreğim, al beynim, al yüreğim diyorsun… Yazmak,
düşünmek faydasız. Kederi beynimde yaşıyorum, beyin kıvrımlarımda hüzün var. Hüzün,
kırgınlık,gariplik var sesimde. Ah! Küçük‐burjuva duygusallığım! Al beynimi, yüreğimi, bedenimi
kemiren küçük adamlık...
- Beritan Hevi