Doğukan Ç.

Hem bestecisi hem de dinleyicisiyiz.
Evrende hiçbir şey rastlantısal değildir. Her harfin, her ismin ve her sayının kendine has bir frekans imzası vardır. Sevgi ve Kabul etme frekansı yükseltildiğinde, eski yaşam tarzı ve kişiler bu yeni titreşime ayak uyduramadığı için kendiliğinden sistemden çıkar ve yerini yeni "eşleşmelere" bırakır. Yaşam, başımıza gelen bir şey değil; içimizden dışarıya doğru akan bir süreçtir. Bizler, yaydığımız frekansın hem bestecisi hem de dinleyicisiyiz. D.Ç.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçsel benliğimiz, titreşimli bilinç alanımız, ürettiğimiz enerji ile senkronize olan diğer alanları; (insanlar yerler yaşam biçimleri deneyimler) çeker. Bu benzer enerji alanları arasındaki titreşimsel bir çekimdir. Bu nedenle dışsal fiziksel deneyimimiz içeride olup bitenlerin bir yanılsamasından ibarettir. Tutumlarımız ve duygularımızla titreşimsel olarak yansıttığımız şeyleri, yansıttığımız veya yayınladığımız frekansta titreşen insanlarla, yerlerle, yaşam tarzıyla ve deneyimlerle geri çekeriz. Yani içimizde olanları değiştirdiğimizde fiziksel deneyimimizi de değiştirmiş oluruz çünkü bizi diğerinin yansımasıdır. İnsanların belirli bir isme sahip sokaklarda yaşamasına veya belirli bir isimdeki insanlarla ilişki kurmasına neden olan şey, benzer titreşimlerin birbirini çekmesi olan bu manyetik çekimdir. Çünkü sesler sayılar kelimeler renkler ve isimler gibi her şeyin kendi titreşim kodu vardır.
Ruhun Lisanı Sessizliktir.
Ruhun lisanı sessizliktir; çünkü hakikat, kelimelerin sınırlı kalıplarına sığmayacak kadar geniştir. Bu derin düşünce, insanın modern dünyada aradığı o en kıymetli hazineyi, teslimiyetin huzurunu muazzam bir zarafetle özetler. Oysa en derin bağlar, tek bir kelime etmeden her şeyin anlaşıldığı o "bütünlük" anlarında kurulur. Ruhun kendini anlatmak için harflere ihtiyacı yoktur; o, bir bakışta, bir duruşta veya sadece varlığın sıcaklığında kendini zaten beyan eder. Bir insanın başka bir insanda bulabileceği en yüksek mertebeyi temsil eder. Ancak birinin bakışlarında "olduğun gibi kabul edildiğini" hissettiğin an, o zırhlar ağır gelmeye başlar. Kısacası; Gardını düşürmek zayıflık değil, en büyük cesarettir. Ruhun derin bir huzura dalabilmesi, ancak "sevgim var" diyebildiği bir kalbin yanında mümkündür. D.Ç.
Güvercin Nemrut'un karısı kraliçeye semiramisi simgelemektedir ve yine ters bir sembolizmdir. Güvercin çoğu insan için barış anlamına gelirken kardeşlik için ölüm ve yıkıma simgeler.
İçeride Yoksa Dışarıda Görünmez.
İçeride Yoksa Dışarıda Görünmez. Psikolojide "yansıtma" kavramı; genellikle yıkıcı bir duygu olarak kodlanır; ancak bu karanlık duyguyu muazzam bir farkındalık meşalesine dönüştürüyor. Bir başkasının başarısından, ışığından veya yeteneğinden rahatsızlık duymak, aslında aynaya bakıp henüz tanışmadığın "kendi yansımanı" görmektir. Bir başkasının ışığı kıskanmak, aslında bastırdığın bir potansiyelinin açığa çıkmak istemesidir. Çünkü içinde olmayan hiçbir enerjiyi, hiçbir potansiyeli dışarıda göremezsin. Ancak unutulmamalıdır ki: Bir mumu söndürmek, sizin karanlıkta kalmanızı engellemez; sadece etrafı daha da karartır. D.Ç.