Zaman, kendi başına soğuk ve mekanik bir kavramdır; saniyeler birbirini sadece rakamsal bir düzenle izler. Ancak bu mekanik işleyişe anlam katan tek şey, o sürenin içine neyi sığdırdığımızdır. Fiziksel dünyada her şey bir etkileşim halindedir. Yıldızların bir arada durmasından atom altı parçacıkların birbirine tutunmasına kadar her şey bir nevi "bağ" kurma çabasıdır. İnsan ruhu için bu bağın adı sevgidir. Sevgi çekildiğinde zaman ağırlaşır, anlamsızlaşır ve "boşa geçmiş" hissi yaratır. Hayat, sevgiyle ölçüldüğünde kısalır; sevgisizlikle ölçüldüğünde ise çekilmez bir yük haline gelir. Kısacası; "İnsan, son nefesinde yanındaki kişiye değil, o kişinin kalbindeki yerine bakarak dünyadan ayrılır."