Doğukan Ç.

İnsanlar bana bir İnsan gezegeni ele geçirmeyi başaramadan çok önce öleceğini bildiği halde neden hayatına buna adayarak geçirmek ister diye soruyor. Cevap o bedeni kontrol eden bilinç onu eskiye ne kadar sadece bir palto Bir Uzay giysisi olarak kullanıyor. Eskidiğinde de bir diğerini ele geçiriyor. Bu sürüngenler başlangıcı çok eski zamanlara dayanan komplonun tüm baş aktörlerinin bedenlerini işgal etmektedir. Kardeşlik kadınlığı taşıyanlarla melezleşme takıntısı sürüngen genetik mirasını koruma ve bu sayede 3 boyuttaki insan bedeni ile onu alt dördüncü boyuttan kontrol eden varlık arasındaki titreşimsel bağlantıyı sürdürme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kalbindeki Yerine Bakarak.
Zaman, kendi başına soğuk ve mekanik bir kavramdır; saniyeler birbirini sadece rakamsal bir düzenle izler. Ancak bu mekanik işleyişe anlam katan tek şey, o sürenin içine neyi sığdırdığımızdır. Fiziksel dünyada her şey bir etkileşim halindedir. Yıldızların bir arada durmasından atom altı parçacıkların birbirine tutunmasına kadar her şey bir nevi "bağ" kurma çabasıdır. İnsan ruhu için bu bağın adı sevgidir. Sevgi çekildiğinde zaman ağırlaşır, anlamsızlaşır ve "boşa geçmiş" hissi yaratır. Hayat, sevgiyle ölçüldüğünde kısalır; sevgisizlikle ölçüldüğünde ise çekilmez bir yük haline gelir. Kısacası; "İnsan, son nefesinde yanındaki kişiye değil, o kişinin kalbindeki yerine bakarak dünyadan ayrılır."
Bir adam 1947'de Kuzey kutbundan manyetik kuzeyi 2800 kilometre ötesine, 1956'da Güney kutbundan manyetik günenin 3700 kilometre ötesine, dünyanın içine doğru uçtu. Bu kişi Birleşik Devletler donanmasında tanınmış bir isim olan Tuğamirler Richard Byrd. Bulduğu karaya gökyüzündeki O büyülü kıta ve ebedi gizemler ülkesi adını verdi. 1947'de Byrd ve yolcuları gezegenin içinde uçarken radyoda canlı yayın yaptılar ve kuzey bölgelerin buzlarından yerini buz Topraklar ağaçlarla kaplı göller ve dağların aldığını gördüler. Mamutlara benzeyen tuhaf hayvanları anlattılar. Gördükleri Topraklar bugüne kadar ki hiçbir haritada görünmüyor. İlk tanımın ardından Byrd'in keşif gezileri ile ilgili bilgiler engellendi ve Byrd antartika'ya yaptığı gizliden bir yıl sonra 1957'de öldü.
Dünyanın Katı-Çekirdek-Savunucularına birkaç soru daha: geleneksel görüşe göre kutuplarda mevcut olan tek su deniz suyudur, O halde buz dağları neden tatlı sudan oluşuyor? Buz dağlarının içindeki bitkiler mi nereden geliyor? Manyetik kutupların ötesine geçen kaşifler neden havadan daha sıcak ve denizlerin mutsuz olduğunu keşfetti? Neden Kuzey kutup bölgesindeki bazı hayvanlar ve kuşlar mesela misk öküzü kışın kuzeye göç eder? Geleneksel bilimsel görüş bu sorulara cevap veremez ancak içi boş dünya görüşü cevap verebilir. Dünyanın içinden dışarı Akan tatlı sureleri vardır bitki ve polen taşıyan Bu sıcak su donar böylece görünüşe bakılırsa sadece tuzlu su bölgesinde tatlı sudan oluşan buz dağlarını meydana getirir.
Dünyanın düz değil yuvarlak olduğunu öne sürmek gibi. Konuyu araştırdığımızda bilim insanlarının tartışılmaz gerçekleri için ne kadar az kanat ürettiklerini fark edersiniz. Dünyanın sadece birkaç kilometre derinlerine indiler ve daha derin sevilerde var olan şeylere dair teorileri sadece teoriden ibarettir. Resmi görüş hakkında birkaç soru sorduğunuz zaman bu görüş hızla çöker. Örneğin: gezegenin dönüşü çamaşırların merkezdeki bir delik etrafında döndüğü bir kurutucuya çok benzer olarak maddeyi dışarıya fırlatan merkez kaç kuvveti yaratır. Gezegen erimiş haldeyken soğumadan önce dönerek oluşmaya başladığında çekirdeğe kadar katı kalması nasıl mümkün olabilir?