kayboluşumun beşiğini sallıyorum bu akşam
büyüyor yavaş yavaş
sırtında parmak izleriyle zamanın
bir tekir kedi ile beraber
seyrediyorum hayatı:
o meleklerin cebinden düşen anahtardı,
son zikrin halkası
allah’ın son hatırası
o bizim kaçırdığımız fırsattı
uğurböcekleriyle parmak uçlarında
küçümsedi hep ona olan aşkımı
gözünün yaşına bakmadan şimdi ben
kovuyorum ihtiyarı
ardımda kırık bir ayna
üvey anneleri hayatımın.
batsın diye güneşe tempo tutan o kız çocuğu...
evden kaçışımın pembe spor ayakkabıları vardı.
hüzün neydi sanki o zaman
artık kullanılmayan dikiş makinesi annemden kalma.
ölüm neydi sanki o zaman
bir önseziden başka.
evden kaçabilirsin çocuk,
ama kaderden asla!
babam
çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan
kader neydi sanki o zaman,
masada açık unutulmuş
turuncu kulaklı bir makastan başka.
bir ağaca bakıyorum şimdi