Serhat Çetinkaya

Serhat Çetinkaya
@Asilyasayan
Bir sevda türküsü
Sokul yanıma, çığlıklar dolarken kentin sokaklarına yirmidört ayar yankılar düşer dağlardan. Üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi sımsıkı tut ellerimi ki, bir kır çiçeği korkusuzluğuna ulaşayım. Tuz ekmek ve şarap kadar kutsal, okunması düşlenen bir kitabın el değmemiş koyakları kadar gizemli, sevdaya ait ne varsa içimde sırtımda taşıyorum akşamları. Rüzgarın baştan çıkarıcı çağrısına kapılıp ipini koparan uçurtma gibi çılgın olmak istiyorum, bu yüzden, görmüyor musun kollarım sana uzanıyor savaş alanının tam ortasından Peşimde kanıma susamış canavarlar var, gecenin sabaha yakın olan kısmında çalı ol yapraklarının arasına al beni, dikenlerin batmasın ama. Çocuklar kadar berrak pınarlar olsun avuçlarında, bir yudum içtiğimde ay kanatlarını tak gözlerime gözlerinle
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Karadutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Ağaç isem dalımsın salkım saçak Petek isem balımsın, ağulum Günahımsın, vebâlimsin. Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan Yoluna bir can koyduğum, Gökte ararken yerde bulduğum, Karadutum, çatal karam, çingenem, Daha nem olacaktın bir tanem Gülen ayvam, ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın.. Sigara paketlerine resmini çizdiğim, Körpe fidanlara adını yazdığım, Karam, karam, Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam Sıla kokar, arzu tüter Ilgıt ılgıt, buram buram. Ben beyzade, kişizade, Her türlü dertten topyekun azade Hani şu ekmeği elden suyu gölden. Durup dururken yorulan, Kibrit çöpü gibi kırılan, Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan, Artık otlar, göstermelik atlar gibi bedava yaşayan, Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum.
düşlerin parlayıp söndüğü yerde buluşmak seninle bir akşamüstü umarsız şarkılar, dudağımda bir yarım ezgi sığınmak gözlerine, sığınmak bir akşamüstü gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi bir orman bir gece kar altındayken çocuksu,uçarı koşmak seninle elini avcumda bulup yitirmek sığınmak ellerine bir gece vakti ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken bir kenti böylece bırakıp gitmek içinde bin kaygı, binbir soruyla bitmeyen bir şarkı, dudağında bir yarım ezgi sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu Zülfü Livaneli Hazal D💗💗♥️♥️
'hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın karanlık boşluklarında akıp giderken zaman adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye aynı şartlar altında kısmet olmıyan gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın ' Attila İlhan Hazal D♥️💗
cascando 1. neden sadece halinden ümit kesilsin sözcük barınaklarının düşük yapmak kısır olmaktan daha iyi değil mi sen gittikten sonra saatler öyle ağır ki hemen hep sürüklemeye başlayacak arzunun yatağını kör gibi tırmalayan pençeler eski aşklar büyütünce kemikleri seninkiler gibi gözlerle dolmaya görsün yuvalar hemen olması hiç olmamasından daha iyi değil mi yüzlerine sıçrayan karanlık arzu tekrar söylüyor dokuz gün asla yüzdüremedi batan aşkı ne de dokuz ay ne de dokuz ömür 2. tekrar söylüyorum öğretmezsen öğrenemem tekrar söylüyorum bir son var son defanın bile sonu yalvarmanın son seferi sevmenin son seferi rol yapmayı bilmemeyi bilmenin söylemenin son seferinin bile bir sonu var beni sevmezsen sevilemem