Onu, hele kendisine en fazla sevgi gösterdiği bir anda kaybetmek düşüncesiyle, bütün varlığının ümitsizlikten yıkıldığını hissediyordu; çabucak karar vermek zorunluluğu zihnini allak bullak ettiği için, hiçbir çare bulamıyor, bilmiyor, cesaret edemiyordu.
Her şey yalan söylüyor, her gülümsemenin altında sıkıntıdan bir esneme var. Her sevinç bir lanet, her zevk bir iğrenme gizliyor ve en iyi öpücükler dudaklarda gerçekleşmesi imkansız daha yüksek bir şehvet özlemi bırakıyor.