Muhabbet Işık

Muhabbet Işık
@Asiyan01
"Çokluk içinde kayboldunuz." (Tekâsür Sûresi)
"Bir insan dünyada cehennem azabı yaşamak istiyorsa kıyas yapsın."
Derdi İslam olanın hizmeti dava olur!
1993
39 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
"En büyük zenginlik kanaattir."
​"Dünyaya sahip olmak değil, dünyaya muhtaç olmamaktır gerçek zenginlik."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kalbin Tevekkül Durağı
​"Bazen sadece durmak gerekir. Tıpkı bir ağacın rüzgârda sallanıp ama kökünden ayrılmaması gibi... Dünya ne kadar gürültülü olursa olsun, insanın içinde bir 'İbrahimî serinlik' taşıması mümkündür. ​Nasip; gayretin değil, teslimiyetin meyvesidir. Kalbini Allah’a yaslayan, gürültülerin ortasında bile en derin sükuneti bulur. ​'Hasbunallahu ve ni'mel vekil' (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.)"
Ruhun Tenhasında Bir Durak
​"Bazen yorgunluk, gidilen yollardan değil; gidilemeyen mesafelerin kalpte biriktirdiği tozdan ibarettir. İnsan en çok, kelimelere sığdıramadığı o ince kırgınlıkların altında eziliyor. Camın çatlaması gibi değil de, bir yaprağın damarından kuruması gibi sessiz bir kırılış bu; dışarıdan bakınca dikey duran ama içeride kendi köküne küsmüş bir hikâye... ​Belirsizlik ise en ağır yükmüş. Ne kıyıya yanaşabiliyor insan, ne de açık denizin o fırtınalı özgürlüğüne bırakabiliyor kendini. Sisli bir sabahın ortasında, hangi yöne dönse yabancı bir iklimle karşılaşacakmış gibi duran o askıda kalma hali. 'Neresindeyim bu hayatın?' sorusu, cevabından daha yorgun artık. ​Şimdi sadece durmak istiyorum. Hiçbir yere yetişmeden, hiçbir kırığımı onarmaya çalışmadan, sadece o derin sessizliğin toprağına uzanmak. Belki de her şeyin cevabı, bu belirsizliğin tam ortasında, hiçbir şey beklememeyi öğrendiğimiz o 'tenha' andadır. Çünkü bazen en büyük şifa, sadece yorulduğunu kabullenip o sızının içinde öylece, olduğun gibi kalabilmektir."
1000Kitap
Fıtratın Sükuneti: Haticeleşmek
​Modern dünya bizden hep bir "aksiyon", hep bir "cevap" ve bitmek bilmeyen bir "gürültü" bekliyor. Oysa insan ruhu, en büyük fırtınalardan sonra sığınacak bir gölge, susacak bir kucak arar. Tıpkı Hira’dan kalbi titreyerek inen Efendimiz’in (sav), soluğu Hz. Hatice’nin yanında alması gibi. Efendimiz "Beni örtün!" buyurduğunda, Hatice validemiz sadece fiziksel bir örtü getirmemiş; O’nun kalbini, korkusunu ve hayretini de kendi sarsılmaz imanıyla örtmüştü. Hiçbir soru sormadan, "Neden, nasıl, ne oldu, şimdi ne olacak?" demeden sadece bekledi. O bekleyiş, bir teslimiyetin ve sarsılmaz bir güvenin sessizliğiydi. ​Neden bir başkası değil de O? Çünkü Hz. Hatice "sekine" demekti. O, soru sorarak zihni yormayan, yargılayarak ruhu daraltmayan, sadece varlığıyla "buradayım" diyen bir huzur iklimiydi. Kadın; su gibi dinginleştiren, gece gibi yorgunlukları örten bir sığınak olmalı. Asıl güç, bir fırtınanın ortasında durup titreyen bir kalbe o sarsılmaz sözü söyleyebilmektir: ​"Korkma! Vallahî Allah seni asla mahzun etmez." ​. . ▫️​(Yapay zekayla harmanlanmış bir yazı...)
Allah'ım tüm evlerimizi Darül Erkam evi olmasını nasip eyle.