İslam geleneğinde evlilik, sadece iki hayatın birleşmesi değil, ilahi bir rahmet kapısının aralanmasıdır. Nur Suresi 32. ayetteki "Eğer fakir iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir" müjdesi, niyetini Allah rızası üzerine kuranlar için sarsılmaz bir vaattir. Ancak bu zenginleşme vaadi, yanlış anlaşılan "gösteriş tüketimi" ve "borç yükü" ile gölgelenmemelidir.
Neden Her Evlenen Zengin Değil?
Mesele sadece bir imza atmak değildir; mesele, o imzayı hangi ruhla ve hangi temeller üzerine attığınızdır. "Evlenin, zenginleşin" düsturunun hayata geçmesi için bazı manevi ve akli dengelerin kurulması şarttır:
1. Allah Yolunda Olmak ve İstikamet
Evlilik bir ibadettir. Eğer bir yuva daha ilk günden gösteriş, riya ve faizli borçlar üzerine inşa ediliyorsa, o haneden bereketin uzaklaşması şaşırtıcı değildir. Allah yolunda olmak; harama bulaşmadan, rızkın vericisine tevekkül ederek ama tedbiri de elden bırakmayarak yürümektir.
2. Kolaylaştırmak: Sünnet Olan Kolaylıktır
Bereketin en büyük düşmanı gösteriş ve israftır. Günümüzde "evlilik" denilince akla gelen devasa düğün masrafları, lüks kıyafetler ve ev eşyası rekabeti, aslında rızkın önündeki en büyük engellerdir.
•Borç Sancısı: Faize girerek, tüm birikimi birkaç saatlik bir törene harcayarak kurulan yuvalar, ilk aylarını huzurla değil, ödenemeyen taksitlerin stresiyle geçirmektedir. Bu stres, eşler arasındaki sevgi bağını zedeleyen en temel unsurdur.
•Sadelikteki Şifa: Sade bir nikah, gösterişten uzak bir hane ve mütevazı bir başlangıç; Allah’ın yardımını celbeden asıl hasletlerdir. Unutulmamalıdır ki; "En hayırlı nikah, külfeti en az olanıdır."
Zenginleşme Vaadi Bir Yatırım Planı Değildir
Buradaki "zenginleşme" vurgusu, insanları sadece maddi bir beklentiyle evlenmeye sevk etmemelidir. Aksine, insanlar