Muhabbet Işık

Muhabbet Işık
@Asiyan01
"Çokluk içinde kayboldunuz." (Tekâsür Sûresi)
"Bir insan dünyada cehennem azabı yaşamak istiyorsa kıyas yapsın."
Derdi İslam olanın hizmeti dava olur!
1993
39 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
"O Allah ki, yarattığı her şeyi en güzel bir şekilde yarattı." Secde Sûresi (Kendi çekimim🫠)
1000Kitap
Reklam
Evlilik: Rızka Açılan Kapı ve Sadeleşmenin Bereketi
​İslam geleneğinde evlilik, sadece iki hayatın birleşmesi değil, ilahi bir rahmet kapısının aralanmasıdır. Nur Suresi 32. ayetteki "Eğer fakir iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir" müjdesi, niyetini Allah rızası üzerine kuranlar için sarsılmaz bir vaattir. Ancak bu zenginleşme vaadi, yanlış anlaşılan "gösteriş tüketimi" ve "borç yükü" ile gölgelenmemelidir. ​Neden Her Evlenen Zengin Değil? ​Mesele sadece bir imza atmak değildir; mesele, o imzayı hangi ruhla ve hangi temeller üzerine attığınızdır. "Evlenin, zenginleşin" düsturunun hayata geçmesi için bazı manevi ve akli dengelerin kurulması şarttır: ​1. Allah Yolunda Olmak ve İstikamet Evlilik bir ibadettir. Eğer bir yuva daha ilk günden gösteriş, riya ve faizli borçlar üzerine inşa ediliyorsa, o haneden bereketin uzaklaşması şaşırtıcı değildir. Allah yolunda olmak; harama bulaşmadan, rızkın vericisine tevekkül ederek ama tedbiri de elden bırakmayarak yürümektir. ​2. Kolaylaştırmak: Sünnet Olan Kolaylıktır Bereketin en büyük düşmanı gösteriş ve israftır. Günümüzde "evlilik" denilince akla gelen devasa düğün masrafları, lüks kıyafetler ve ev eşyası rekabeti, aslında rızkın önündeki en büyük engellerdir. •​Borç Sancısı: Faize girerek, tüm birikimi birkaç saatlik bir törene harcayarak kurulan yuvalar, ilk aylarını huzurla değil, ödenemeyen taksitlerin stresiyle geçirmektedir. Bu stres, eşler arasındaki sevgi bağını zedeleyen en temel unsurdur. •​Sadelikteki Şifa: Sade bir nikah, gösterişten uzak bir hane ve mütevazı bir başlangıç; Allah’ın yardımını celbeden asıl hasletlerdir. Unutulmamalıdır ki; "En hayırlı nikah, külfeti en az olanıdır." ​Zenginleşme Vaadi Bir Yatırım Planı Değildir ​Buradaki "zenginleşme" vurgusu, insanları sadece maddi bir beklentiyle evlenmeye sevk etmemelidir. Aksine, insanlar
1000Kitap
Dürüstlük Maskesi Altında Günahı İfşa Etmek
Bizler bazen haddimizi aşarak, adına "dürüstlük" ya da "doğru sözlülük" dediğimiz bir yanılgının arkasına sığınıyor ve günahlarımızı aşikar edebiliyoruz. Oysa bu, tamamen kendi zihnimizde uydurduğumuz, vicdanımızı rahatlatma çabasından başka bir şey değildir. Evet, yalan söylemeyelim; fakat dürüst olacağız diye günahlarimizi normalleştirip etrafa da yaymayalım. İşlediğimiz hatalara başkalarını şahit yazmayalım. ​Rabbimiz, ahirette kulunu hesaba çekerken bile merhametiyle onu muhafaza eder, kimsenin önünde mahcup etmeyip günahını gizler. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: ​"Ben senin bu günahlarını dünyada başkalarından gizlemiştim, bugün de onları senin için bağışlıyorum." (Müslim, Tevbe, 52) ​Allah bize karşı bu kadar latif ve merhametliyken, bizler o günahları aşikar etmek için adeta elimizden geleni yapıyoruz. Kendi affedilme kapımızı, kendi ellerimizle kapatma cüretinde bulunuyoruz. Hadi bir gaflete düştük ve o günahı işledik; peki neden onu insanlara ilan ediyoruz? ​Üstelik bu durum sadece büyük günahlar için geçerli değil; bizler küçük günahları da çok hafife alan insanlarız. Biliriz ki kalpte "süveyda" denilen küçücük, siyah bir nokta vardır. İnsan günah işledikçe o leke büyür ve nihayetinde kalp mühürlenir. Bizler de o "pembe yalan" deyip geçtiğimiz küçük günahlarla, damlaya damlaya göl olur misali kalbimizdeki o siyahlığı büyütüyoruz. Üstelik bunları dile getirmekten, anlatmaktan hiç gocunmuyoruz. Kendi eliyle o gizlilik perdesini yırtanlar hakkında Allah Resulü (s.a.v.) bizleri şöyle uyarır: ​"Ümmetimin hepsi affa mazhar olabilir, ancak günahı alenen işleyenler ve günahını ifşa edenler müstesna. Bir kişinin gece bir günah işleyip, Allah onu setretmişken, sabah kalkıp 'Dün gece şöyle şöyle yaptım' demesi bu perdeyi yırtmaktır. Oysa Rabbi
1000Kitap
Evlenirken Allah’ın rızasını gözetin. Rabbimiz bir ayette “Zorlaştırmayın, kolaylaştırın” buyurur. Anne babanın ya da çevrenin rızasını elbette önemseyin ama asıl olan Allah’ın rızasıdır.Huzur varsa, az eşya ile de yaşanır, tecrübeyle sabit. Bunu, her şeyi olan yeni bir evden çıkıp sadece bir oda bir salon, az eşyası olan bir eve geçtiğimde daha iyi anladım. Bir çekyat, birkaç bardak, birkaç tabak... Yemek yapacak tencerem bile yoktu. Birinden küçük bir emaye tencere aldık; onda iki çeşit yemek pişirmeye çalışırken hissettiğim huzuru, diğer evde hiç yaşamamıştım. Her şeye sahip olsan da huzurun yoksa, aslında hiçbir şeyin yoktur. O evde sadece altı ay yaşadım. Ama bu hikâyede başrol çift ben değildim. Ders, benim içindi.
Hayata Dair
"Ümit mü'min olmanın şiârıdır."
1000Kitap
Reklam