Modern dünya bizden hep bir "aksiyon", hep bir "cevap" ve bitmek bilmeyen bir "gürültü" bekliyor. Oysa insan ruhu, en büyük fırtınalardan sonra sığınacak bir gölge, susacak bir kucak arar. Tıpkı Hira’dan kalbi titreyerek inen Efendimiz’in (sav), soluğu Hz. Hatice’nin yanında alması gibi.
Efendimiz "Beni örtün!" buyurduğunda, Hatice validemiz sadece fiziksel bir örtü getirmemiş; O’nun kalbini, korkusunu ve hayretini de kendi sarsılmaz imanıyla örtmüştü. Hiçbir soru sormadan, "Neden, nasıl, ne oldu, şimdi ne olacak?" demeden sadece bekledi. O bekleyiş, bir teslimiyetin ve sarsılmaz bir güvenin sessizliğiydi.
Neden bir başkası değil de O? Çünkü Hz. Hatice "sekine" demekti. O, soru sorarak zihni yormayan, yargılayarak ruhu daraltmayan, sadece varlığıyla "buradayım" diyen bir huzur iklimiydi.
Kadın; su gibi dinginleştiren, gece gibi yorgunlukları örten bir sığınak olmalı. Asıl güç, bir fırtınanın ortasında durup titreyen bir kalbe o sarsılmaz sözü söyleyebilmektir:
"Korkma! Vallahî Allah seni asla mahzun etmez."
.
.
▫️(Yapay zekayla harmanlanmış bir yazı...)