Dostoyevski'nin romanlarından birinin kısaltılmış çevirisini okumayı deneyin. Görünüşe göre hiçbir şey eksik değildir: olayların filmi daha hızlı akar,hatta kahramanlar daha çevik,daha kararlı, daha tutkulu görünürler. Ama işte bir şekilde fakirleştirilmişler, ruhlarındaki o harika parlaklıktan yoksun bırakılmışlar, atmosferlerinden o elektrik kıvılcımları alınmış, boşalımı böylesine korkunç ve rahatlatıcı yapan gerilimin o boğuculuğu yok edilmiştir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
19. yüzyıl ortalarının Rusya'sı nereye yöneleceğini bilemez: Batı'ya mı yoksa Doğu'ya mı, Avrupa'ya mı yoksa Asya'ya mı...
Turgenyev onu ileri doğru itiyor , Tolstoy ise gri çekiyordu.
...Bütün bir geleneğin köksüz kalmış insanları, Dostoyevski'nin kahramanları, gerçek Ruslardır,geçiş dini insanlarıdır,kalplerinde başlangıcın kaosu vardır, ürkeklik ve tedirginlikle yüklüdürler.
Hastalığının topuzu sürekli beynine inip durmaktadır,öyle ki günlerce baygın halde,duyu organları körelmiş bir halde yatmaktadır, gücünü toplar toplamaz yine yazı masasına doğru sürünmek için. O sirada Dostoyevski elli yaşındaydı: Ama binlerce yıllık acı çekmişti..
Geceler boyu çalışır ve yazar,karısının yanı başında acılar içinde inlemektedir,sara illeti hayatı onun gırtlağından söküp almak için tırnaklarını çıkarmıştır, ev sahibesi polisle gelip kirayı istemekte,ebe ücreti için dırdır edip durmaktadır-butun bunlar olurken o Suç ve Ceza'yı, Budala 'yı,Ecinniler'i Kumarbaz'ı 19. Yüzyılın bütün bu büyük eserlerini,ruhsal dünyamızın bu evrensel kişiliklerini yazmaktadır.