Dostoyevski, insanları hiç kimsenin olmadığı kadar kendi teninde hissettiği Tanrı ıstırabından koruyabilmek için Tanrı sevgisini telkin ediyor Çünkü biliyor ki :
"Sallantıda olmak,inancın tedirginliği--bu vicdanı olan insanlar için öylesine ıstırap doludur ki,kendilerini assalar daha iyi ederler."
Dostoyevski psikologların psikoloğudur. İnsan kalbinin derinliği onu sihirli bir şekilde çeker; bilinçdışı, bilinçaltı, anlaşılmaz olandır onun hakiki dünyası.
Yoksulluğun kırbacı altındayken bile tek tek sayfaların üzerinde saatlerce çalışır,karısı açlıktan ölmek üzere olmasına ve ebenin parası henüz verilmemiş olmasına rağmen Budala'yı iki kez yok eder. Mükemmelliğe olan istemi sınırsızdır,ama yoksulluk da sınırsızdır.