Aslan Tan

Bazı insanların ömrü vakit kazanmakla geçer… Ben zamana, kendi zamanıma çelme atmakla yaşıyordum.
Hayri İrdal·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Sonra, gözlerimin önünde temiz bir dayak yemişti. Artık bana karşı eskisi gibi horozlanmasına imkân yoktu. O bana, “Moruk, ne var ne yok…” diye densizlik etmeğe kalkınca, ben ona, “Hiç İsmailciğim, şöyle bir kahveye gittim de… Hani geçen günü senin dayak yediğin kahve yok mu? İşte oradan dönüyordum” diyebilirdim. Yahut da sadece: “Kahve! Sandalye! Lokantacının Sabri!” der, geçerdim. Yahut, “İsmail, kuzum o sandalyenin parasını ödedin mi? Aman yavrum, böyle şeylere dikkat et! O sandalye senin kafanda kırıldı. Kahve sahibinin suçu ne? Ne diye ziyan çeksin adam, senin yüzünden!”
Hayri İrdal·Kitabı okudu
Edebiyat
Hata, dedim. Hem de büyük hata… Elbette işlemez. Kordonsuz saat, yularsız hayvan, nikâhsız kadın gibidir. Saatini seven evvelâ bir kordonla kendisine bağlar.
Edebiyat
Fakat yalana alışmıştım. Hayatım denen bu kalp akçeyi başka türlü süremezdim. İnsanlar benim böyle olmamı istemişlerdi. Yalancı idim. Binaenaleyh saatten çok iyi anladığımı mı söylemem lâzımdı? Fakat bu en aşağı otuz beş türlü söylenirdi. Cemal Beye, Selma Hanıma, Doktor Ramiz’e, Sabriye Hanıma, Yangeldi Asaf Beye, hepsine, herkese ayrı ayrı şekillerde söylenirdi.
Hayri İrdal·Kitabı okudu
1000Kitap
Zehra’da en hoşuma giden taraf, zaman zaman çok derinde kalmış bir şeyin kendisinde uyanmasıdır. Zehra, benim bilmediğim, yapamadığım şeyi biliyor ve yapıyor. Haksızlığa isyan edebiliyor.
Edebiyat