Aslı Taş

Aslı Taş
@Asli__Tas
Son gün
Devran kuşları dönüyor boşlukta, Yalancı sevdaların, geçici hoşluğunda. Ahde vefayı mı sunacaksın, riya dolu yüzlere. Zehrli dillerin sözleri deymiş gönlüne. Ürkek artık kuşlar, uçmayacak yüreğinin gökyüzünde. Onlar artık aşkın hüznünde, Onlar artık bilinmez bir ülkede... Geceler simsiyah örtüsüne büründü; sen artık siyah örtünün esirisin. Saadet çok uzak, sen mutluluğun hasretisin. Yıldızlar da söndü, umuda parlamıyor, Gözlerin kara kış, sevgi güneşi doğmuyor. Hüsraların yorgunluğu, kırağılanmış saçlarında. Yolsanda bir bir gönlünün ayazı dinmiyor... Özgürlüğü arama artık mavilerde Kıyametin kara bulutları, kol geziyor gökyüzünde. İlk fırsatta dökecek acı göz yaşlarını, işte o an kopacak yüreğinin tufanları. El sallarken, elvedasız gidişinde Bükülmüş dudağının kıyısından, süzülen yaşlar konuşacak senin yerine. Destansı anlatacaklar seni, son gününde. Bir hiçlik, sessizliği kaplayacak yeryüzünü O gün, yas tutacak bir tek gökyüzü Toprağında, yıkarken yorgun yüzünü... Aslı Taş Şiirimi sesli dinlemek isteyen dostlar için link bırakıyorum. Keyifli vakitler 🙋‍♀️💙🌹 youtu.be/MyD7Q6q88wY?si=...
Şiir
Reklam
Komşu Evler
İşte, komşu evde bir kadın Kimseye duyurmadan sesini, kendi kendine yine doğumda, yine yeniden, Hiç kapanmayacak yaralarına, umutlar doğuruyor bıkmadan usanmadan... Doğan her bir umudu, kendi elleriyle gömmüşlüğüne aldırmadan. Tutunmuş inandıklarına Ölümlerin kattığı gücün adına Cesaret yerleştirip gözlerine Kalkıyor ayakları üstüne Bir daha düşmemek ümidiyle... İşte, komşu evde bir çocuk, Küçücük bedenine giydirilen büyümüşlük fistanı ile Çoktan hazırmış sanki, dünyanın çilesini çekmeye Kaderine türküler bile yakmış Bestesi güftesi olmayan "Ah yeniden gelsek dünyaya, Ölmeyen annelerin koynunda Doysak mutluluğa hiç açlığı tatmadan, Uyusak şevkatin kollarında, Koşsak rüyaların renkli yollarında... Koşsak koşsak, hiç yorulmasak"... Yürüyorum soluk soluğa, O sokaktan bu sokağa, Dönerken, bulurmuyum ayak izlerimi bilmeksizin Her köşe başında iblisler, Kederleri sürüyor komşu evlerin duvarlarına, Bahisler kurulmuş sanki hayatlar üstüne
Şiir
Kahrolası Hasret
Yüreğinin, çığlığı çağırıyor beni... Koşar adım arşınlıyorum, tüm yolları. Labirent olmuş sensizlik, kayboluyorum. Bazen diyorum, karışabilsem rüzgarlara essem tenine, Bazen de yağmurlara tutunup, yağabilsem üzerine. Damla damla süzülsem, saçının telinden yüreğine, Bitse diyorum, kahrolası hasret bitse... Bilinmedik dualara, aminler yazıyorum, cüz ler dolusu, Tesbih ler çekiyorum, sabrımın yüzyıllarına denk. Açıyorum ellerimi yaratana, bir adın çıkıyor dilimden, gerisine hep peltek. Yüreğinin çığlığı vurdukça, yüreğimin tellerine, Ah'larım semayı, gözyaşlarım secdeleri yakıyor. İsyanlarım bozuyor, tüm tövbelerimi, Sayısız, günahlar yazılsın amel defterime, Çöksün üstüme, çöksün cehennemin gazabı, Hafif kalsın yüreğimin azabı. Bitse diyorum, kahrolası hasret bitse... Aslı Taş Şiirimi sesli dinlemek isteyen dostlar için link bırakıyorum. Keyifli vakitler 🙋‍♀️💙 youtu.be/5lZJ9VscpeE
Şiir
Bir Annem Olsa
Bir annem olsa... Ne güzel olurdu, Koşar atlardım boynuna. Bakmazdım yaşıma başıma, Yatardım dizlerine. Ağlardım doyasıya hiç mi hiç utanmadan, Zayıf yanlarımı, korkularımı saklamadan. Dolu dolu pişmanlıklarımı akıtırdım avuçlarına, Şefkatinde avuntu yapar, sürerdi onları saçlarıma. Ruhum yeniden ,bürünürdü masumluğa, Belki gülmeyi de öğretirdi, en başından Yada yürümeyi unutmuş ayaklarıma, yollar döşerdi sabır taşlarından. Süt kokarmıydı halâ bağrı... Dayardım başımı...kapardım gözlerimi... Dalardım rüyalara, bir an bile uyumadan... Bir annem olsa... Her aklıma estiğinde, çat kapı dayanırım kapısına, Gözbeklerinde inerdim , yaşayamadığım çokukluğuma. Sarmalar, mantılar çekerdi canım, Tutam tutam şevkat katılan. Zordur yapması bilirim... Ve bilirim, ondan başkası olmazdı nazlanacağım, Ruhumu saf sevgiyle okşatacağım. Belki kızar azarlardı beni, zaman zaman, Ama bilirdim yine, öfkesinde bile merhamet koklayacağım. Haklı olduğu halde, ona baş kaldıracağım, Benim için nasıl endişelendiğini, Kanatlarını üstüme nasıl açtığını, Hatta o küçücük boyuyla, nasıl dev olduğunu izleyeceğim.
Mevsimim Sonbahar
Mevsimim sonbahar!.. Yaprağından sıyrılmış bir dal kırılıyor ruhumda, Yağmurlu bir gün, yürek tufanımda. Sanki küçümsüyor beni dünya, İçimde bir ürperti, üşüyorum, Hiç güneşi görmemiş gibi üşüyorum. Aşk, Taş duvarlı bir hapishane, pencereleri kırık, bir tebessümle eriyorum, ince perdeli zamanda. Yüreğine eğiliyor sadece ruhum, suskunluğun son deminde. Yer çekimine kafa tutmak istiyorum, dünyayı alt üst yaparak. Son yaprakta düştü düşecek, umutları dal dal kırarak. Mevsimim sonbahar!.. Uçuk kaçık, hallerdeyim yine bu gece, Sürüyorum maviyi gökyüzüne, Kainata sığmaz hayallerimle. Çöllerde hükmünü yitirmiş ateşin, külleri gibi tozmakta, ne idüğü belirsiz heveslerim. Duygular yeşeriyor yeniden, Samyeli savuruyor beni, Serap olup, göründüğün yerlere Aşk, Tadı acımsı bir mutluluk suyu dudaklarımın kıyısına sürdüğüm. Hükmü yetmiş dünya'ya  diyar diyar sürgünüm. Mevsimim sonbahar!.. Acının en tatlı hazzında, yağmur bulutlarını ağlatan