bu yazarın olayı bu; nefret ettiğiniz bir karakteri daha sonra sevmeye başlıyorsunuz...
nesta, içinde olduğu yas sürecini içerek ve her geceyi başka biriyle birlikte geçirerek görmezden geliyordur. gece sarayı üyelerinden az çok anlaşabildiği amrenle bile küsmüş kendi hiçliğinde adeta yapayalnız kalmıştır. ta ki ryhsand ve feyre paranın suyunu kesene kadar. nesta ya artık babasından miras kalan ölümlü topraklarındaki harabe eve dönecektir ya da ryhsandın verdiği emre göre cassian ile antrenman yapıp kütüphanede rahibelere yardım edecektir.
cassian, en başından beri şüphelendiği durum yüzünden uzak kalamadığı nestanın ne istediğini artık tahmin ediyordur ve bunu ona sağlar. onu kaybolduğu dipsiz karanlık kuyudan çıkartmak yerine kuyuyu aydınlatmaya karar veren komutan, sevdiği kadından adeta bir savaşçı yaratır.
feyre ile ryhsand artık muradına erdiğinden beri en merak ettiğim çift nesta ve cassiandı. nestanın karakter gelişimi okuduklarım arasında en iyilerdendi kesinlikle. zaten sevilmeyen biriyken bir yerden sonra iyice nefret edilen biri oluyor fakat uğradığı değişim sonucu ona önce acıyor sonra da seviyorsunuz, bu kaçınılmaz bir son.
cassian, tek bir falson yok...
nestanın ganimetlere olan hükmetme gücünü okumak çok heyecanlıydı ama o gücü kardeşi ve kendi bedeni uğruna feda etmek... çok duygusal bir sahneydi gerçekten.
hiç umurlarında olmayacağını bildiğim halde yayınevi hakkında da bir şeyler yazmayı isterim. ekibinizden hiç kimse neyle uğraştık ortaya ne çıkardık diye bir kez bile olsun kitabı okumadı mı? kitap giriş cümlesinden son sayfaya kadar saçma çeviriler ve anlatım bozukluklarıyla dolu. üstelik benim elimdeki kitap 4. baskı. ne çeviri düzgün yapılmış ne edisyon yüzü görmüş ne de son okuma yapılmış. okuduğumu anlayamayınca ingilizce okudum kitabı ve