Sevilmekte olduklarını gördüğüm çocuklar, gerçekten ahlâksız yaratıklardı ve gururum bu gözlemden kuvvet aldı; yanlız yaşıyordum. Zavallı kalbimi dolduran hisleri kimselere anlatıp dertleşmek imkânsız görünüyordu.
Çirkin gerçekliklerinin maskesini çekip almış, onların gerçek yüzünü ortaya koymuş tek kadındım. İnsan öldürdüğüm için değil varlığım onları korkuttuğu için beni ölüme mahkûm etmişlerdi.
Yaşadığım sürece güvenlikte olmayacaklarını, onları öldüreceğimi biliyorlardı. Benim yaşamam onların ölmesi, ölümüm onların yaşaması demekti. Onlar yaşamak istiyorlardı. Yaşamak daha çok suç, daha çok yağma, sınırsız çapulculuk demekti onlar için. Yaşamı da, ölümü de aşmıştım; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor, ne de ölümden korkuyordum. Hiçbir şey istemiyor, hiç bir şey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır. Özgürlüğüm onları öfkelendiriyordu. Hâlâ istediğim, hala korktuğum yada hâlâ özlediğim bir şey olması hoşlarına giderdi. O zaman beni bir kez daha köleleştirebilirlerdi.