Beni sevmeni istiyorum, günlerimin sonuna kadar beni sevmeni istiyorum. Şairin acılı düşüncelerini sevdiği gibi beni sevmeni istiyorum. Bir gezginin, suya kanmadan önce yüzeyinde kendi yansısını gördüğü o temiz su kaynağını hatırlaması gibi; bir annenin gün ışığını görmeden rahminde ölen çocuğunu hatırlaması gibi, beni hatırlamanı istiyorum! Bağışlandığı haberini almadan önce ölen bir mahkûmu düşünen iyi kalpli bir kral gibi beni düşünmeni istiyorum.
Aşkı bir gece kalıp, sabah giden yabancı bir konuk gibi mi kabul edelim? Yoksa, bu duyguyu uykuda uyanan, uyanıklıkta kaybolan bir düş gibi mi düşünelim?
Bir kadının kalbi erkeğin savaşmak ve orada kıyım yapmak için seçtiği bir tarla gibidir. Ağaçlarını söker, otlarını yakar kayaları kanıyla kirletir, toprağına kafatasları ve kemikler eker, ama bu tarla yine dingin ve uysal kalır, zamanın sonuna kadar ilkbaharlar, sonbaharlar gelip geçer bu tarlanın üstünden?