Ve bu dünyanın bana ne yapmaya çalıştığını hiçbir zaman anlayamadım,
Anlamanın yakınından geçemedim.
Bulutların ardında süzüldüğümü sonunda hissedebildim sanmıştım,
Gözüme çekilen bir perdeden ibaret olduğunu çok sonradan fark ettim.
Gerçeği görmeye çalıştım,
Ama zifiri karanlıktı.
Yıldızların evim olduğunu hatırladığımda,
Dünyanın sadece bir stüdyodan ibaret olduğunu fark ettim.
Herkes kendisini,
Kendi hayatının ana karakteri sanarken,
Ben asıl ana karakterin,
Eski dostum -gökyüzünün kendisi- olduğunu biliyordum.
Ve içimdeki “Tanrı’nın” sesi fısıldarken,
Tek işleri birbirleriyle savaşmak olan insanları,
Acıyarak izlemeye devam ettim.
“Sabret, öğrenecekler. -öğreteceksin-
İnsanlar hep daha çok isteyecekler ta ki hiçbir şeye sahip olmayana dek. Hep yitirtecekler seni, çürütecekler tüm bedenin kırmızıya boyanana kadar. Bazen kan bile görmeyecek yaralandığın fark edilip yardım edilmesin diye. Birçok kez yanlarında kelimeler kuruyana kadar çığlık atmak isteyeceksin ama çığlık atamayacaksın çünkü suyun altında boğuluyor olacaksın.