Sanıyorum ki bu kitap keşfedilmeyi bekleyen bir hazine. Muhtemelen yeni çeviri olmasından kaynaklı henüz fazla okura ulaşamamış ama ben söylüyorum, ALIN.
Kitap Jude adındaki bir genç adamın aşk hayatı ve hedefleri konusundaki idealleri ve isteklerini temel alan bir kurguyla ilerliyor. Aşkın başarı üzerindeki etkisine vurucu atıflarda bulunuyor. Kitap, ortalarına doğru bir aşk yumağı içinde kayboluyor gibi geliyor. (Hatta öyle ki okurken kitaba 6 vermeyi bile düşündürecek kadar batıyor bu batağa.) Ama son sayfaları her şeyiyle olayı kafada bitiriyor. Sevmediğiniz belki de gıcık olduğunuz karakterlere kitap sonunda aslında ne kadar bağlandığınızı keşfediyorsunuz. Karakterlerin anlayamadığınızı düşündüğünüz düşünceleri aslında nasıl ilmek ilmek işlenmiş ve süreçle beraber nasıl oturmuş olduğunu görünce siz bile şaşırıyorsunuz. Üstelik belki de hayatımdaki en etkileyici sahnelerden birini bu kitapta okuduğumu da özellikle belirtmek isterim. Okuduğum başka hiçbir vurucu sahne aklıma bu kadar kazınıp okurken beni bu denli dumura uğratmamıştı (syf 394…).
İçinde din, radikal feminizm ve özgürlük eleştirileri barındıran bu kitabın her çağdan ve her düşünce yapısından insana hitap edecek noktalara sahip olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki herkes kendiyle bu kitaptaki farklı karakterler arasında ortak noktalar bulacaktır.