Düses, "Ya sanata ne diyorsun?" diye sordu.
"Bir iletti"
"Aşk"
"Yanılsama."
"Din"
"Inancın yerini tutan günün modası"
"Sen kuşkucusun"
"Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcısıdır"
"Ya nesin sen öyleyse?"
"Tanımlamak kısıtlamaktır."
"Bir ipucu ver bana."
"Ip dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin."
"Çirkinlik yedi ölümcül erdemden biridir, Gladys Sen Muhafazakâr Parti'nin sadık bir üyesi olarak bu erdemleri hafife almamak durumundan. Ingiltere'mizi bugünkü durumuna getiren, bira, Incil ve yedi ölümcül erdem olmuştur."
Düşes, "Vatanın pek sevmiyorsun demek?" diye sordu
"Vatanimda yagıyorum ya."
"Eleştirsen daha iyi."
Lord Henry, "Vatanım konusunda Avrupa'nın görü şünü mü alayım isterdiniz?" diye sordu.
"Ne diyor onlar bizim için?"
Tartuffe Ingiltere'ye yerleşti, dükkan işletiyor, diyorlar"
"Senin mi bu buluş, Harry?"
"Sana sunuyorum.
"Kullanamam ki! Gereğinden fazla doğru" "Korkman için hiç neden yok. Yurttaşlarımız tanımlardan hiçbir şey çıkartamazlar."
"Pratiktirler de ondan."
"Pratikten çok kurnazdırlar. Hesap defterlerini tutarken budalalığı servetle dengelerler, kötü huylarını da ikiyüzlülükle."
"Gene de büyük işler başarmışız." "Büyük şeyler bize zorla yamandi, Gladys" "Yüklerini taşıdık ama."
"Yalnızca borsada."
Düşes başını sallayarak, "Benim ırkımıza inancım Düşes, "Ya sanata ne diyorsun?" diye sordu.
"Bilmek her şeyin sonu
olur. Çekici olan bilememektir. Sis her şeye harika bir
güzellik katar"
"Ya da insana yolunu şaşırtır."
"Bütün yolların sonu aynı noktaya çıkar, biricik
Gladys
"Ya o nedir?"
"Hayal kırıklığı."
Herkes kendi hayatını yaşıyor ve yaşamak karşılığan- da kendine çıkan faturayı odüyordu. İşin acıklı yanı suydu ki insan tek bir hata için bir suru odeme yapmak zorunda kalıyordu. Durmadan ödeme yapmak zorunda kalıyordu, işin en doğrusu. Insanla olan alışverişlerinde Kader, alacak defterini hiç kapamıyordu. Ruhbilimcile- rin dediğine bakılırsa hayatta öyle anlar vardır ki, günaha -ya da toplumun günah saydığı şeylere- duyulan tutku kişinin huyuna öylesine el koyar ki, bedenin her lifi, beynin her hücresi sanki ürkünç itkilerle ayaklanır. Boyle zamanlarda kadınlar ve erkekler iradelerinin bağımsızlığını yitirirler. Kurgulu birer makine gibi kendi- lerini bekleyen sona ilerlerler. Seçme ellerin- den alınmıştır. Vicdan öldürülmüştür, varsa da salt başkaldırıya çekicilik katmak dikbaşlılığı sevimli göstermek için yaşamaktadır. Çünkü bütün günahların kaynağı, dinbilimcilerin bikip usanmadan söyledikleri gibi, bü yük sözünden çıkmaktır. Günahın sabah yıldızı olan o yüce ruh cennetten kovulduysa olduğu için kovulmuştu.