Kelimelerin gücüne ve edebiyatın dönüştürücü ideolojisine inanan bir yazar. Satır aralarındaki gizemi keşfetmeyi seven bir okur, o gizemi kendi mürekkebiyle yeniden inşa eden bir kalem.
Zeki bir insan yalnızlıkta, kendi düşünceleri ve hayalleriyle mükemmel bir eğlence bulur, oysa bir aptalı ne eğlendirirse eğlendirsin, can sıkıntısını üzerinden atamaz.
Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey derin bir sessizlik oldu. Schopenhauer, büyük ve süslü laflar etmeden, hayatın aslında ne kadar sade olduğunu çok güzel anlatıyor. Bizim mutluluğu hep dışarıda, eşyalarda ya da başkalarının gözünde aradığımızı, oysa asıl huzurun insanın kendi içinde bittiğini hatırlatıyor. Okurken insan "Evet, tam olarak böyle" diyor. Hayata bakışımı biraz daha sakinleştiren, sadeleştiren bir kitap oldu. Altını çizdiğim cümlelerle baş ucumda kalmaya devam edecek.
İnsanlar, birbirlerinin eksikliklerini ve kusurlarını görme konusunda inanılmaz derecede keskin gözlere sahiptir,sıra kendilerine geldiğinde ise körleşirler.
Bir insanın ne kadar mutlu olduğunu anlamak istiyorsanız, onun neye güldüğüne değil, onu neyin üzdüğüne bakın; ne kadar küçük şeylerden etkileniyorsa, o kadar huzurludur.