Bu kitabı okurken açıkçası başta klasik bir aşk hikâyesi okuyacağımı düşündüm ama hiç öyle olmadı. Kemal’in Füsun’a olan duyguları zamanla o kadar büyüyor ki, bir yerden sonra insan “bu artık aşk mı yoksa alışkanlık mı?” diye sorguluyor.
En çok dikkatimi çeken şey, küçük detayların bu kadar anlam kazanmasıydı. Normalde hiç önem vermeyeceğimiz eşyalar, anılar burada çok derin bir şeye dönüşüyor. Bu da kitabı farklı kılıyor.
Yer yer okurken , bu kadar da olur mu? dediğim anlar oldu ama bir yandan da çok gerçek geldi. Çünkü bazı insanlar gerçekten geçmişe bu kadar takılı kalabiliyor.
Kısacası kitap bana şunu hissettirdi:
İnsan bazen birine değil, o kişiyle yaşadığı anlara bağlanıyor.
Ağır ilerleyen bir kitap ama hissi çok yoğun. Herkese hitap etmeyebilir ama duyguyu sevenler için kesinlikle etkileyici.