Bazı kadınlar konuşamaz.
Bazı kadınlar ağlayamaz.
Ama bazı kadınlar, her şeye rağmen yaşamaya devam eder.
Kaktüs, sesi bastırılmış, çocukluğu elinden alınmış, gençliği öğütülmüş ve kadınlığı susturulmuş kadınların romanıdır. Suskunluğun “sabır”, acının “kader” sayıldığı bir dünyada; yaralarını gizlemeyi öğrenmiş kadınların iç dünyasına açılan derin bir hikâye anlatır.
Züleyha, bu kadınlardan sadece biridir.
Çocukken susmayı öğrenmiş, büyüdükçe kendini unutmaya zorlanmış bir kadın…
Ama bu hikâye yalnızca Züleyha’nın değil; annelerin, komşuların, sessiz kalanların ve kendini bir yerlerde kaybetmiş tüm kadınların hikâyesidir.
Toplum, onların suskunluğunu yanlış okudu.
Oysa her suskunluğun içinde, yaşamak isteyen küçük bir kız çocuğu vardı.
Kaktüs, çorak topraklarda bile filizlenen kadınların romanı.
Dikenleriyle hayatta kalanların, acının içinden güç devşirenlerin, “ben de yaşadım” diyenlerin hikâyesi…
Her kadın biraz Züleyha’dır.
Ve her Züleyha, bir gün kendi toprağını bulur.