“Ülkemiz insanlara maddesel zenginlikler sunmak için çok yoksul olsa da, onlara eşitlik duygusu, insanlık onuru sunamayacak kadar yoksul değildir.” diyen adamın gizemli adasına doğru alçalmaya başladı uçak.
Amerika’ya gitme özgürlüğümü sınırlamamak için pasaporta damga vurmuyor terbiyeli küba polisi.
— Bas damgayı n’olucak, bir daha Amerika’ya gitmeyi düşünmüyorum canımın içi polis abla!
diyerek sarılıp öpesim geliyor çikolata renkli dünyanın en güzel, en sevimli kadın polisini.
— Küba’ya hoşgeldiniz! Bir sağlık sorununuz, bir gereksiniminiz var mı? diye soruyorlar güleryüzle. Amerika’ya ya da Avustralya’ya girerken hiç böyle bir şeyle karşılaşmadım. Okyanus aşmışsınız, iner inmez ana konu, gümrük, polis, bavul değil; sağlığınız. Ne kadar insanca!
Başlarına geleni yüzyıllar boyu anlamaya uğraşan adalılar içinde bulundukları yoksulluk ve kölelik konumunun yanlış olduğunu düşünmüşler seksendokuz yıl kadar. 1789 fransız devriminden sonra, Fransa’nın sömürgesi olan Haiti’de kölelik kaldırılınca, olay bütün Karaib adalarında bir başkaldırı rüzgârı estirmiş. 1812’de Jose Antonio Aponte isimli çikolata renkli kübalı marangoz;
— Yeter lan artık!
diyerek renkdaşlarının isyanını başlatmış, kanlı bir biçimde bastırılmış isyan, marangoz ve çikolata renkli arkadaşları öldürülmüş, çikolata konusu gayet profiterol bir biçimde kapanmış.