İnsanlar hayatında bir şeyler tekdüze hale gelmeye başladığında bu durumdan sıkılır ve bunalırlar. Bazen bakabildikleri tek bir manzara vardır ve sıkıldıklarında bu manzarayı değiştirmeye çalışırlar. Belki ihtiyaç duyduğumuz şey kadrajı değiştirmektir. Aynı manzaraya farklı yerlerden bakabilmek tekdüzeliği aşmamızı sağlayabilir. Hayatımızda olan sorunlar gibi... O sorundan bir an önce kurtulmak isteriz. Sürekli aynı şekilde çözmeye çalışırız. Nedense yöntemi değiştirmek çok sonradan aklımıza gelir. Bazen de hiç.{Melek.E}
Yıllar geçer huyun değişir, görüntün değişir. Ama sonuçta sen, sensindir. Bilir miydi Anastasius, inşa ederken Galata Kulesini, bin yüz on sene sonra, üzerinden Hezarfen Ahmet Çelebi'nin yükselerek Üsküdar'a kadar süzüleceğini?{Melek.E}
Bazen insanın güzelliklerle arasında camdan bir duvar olur. Onları görür ama ulaşamaz, dokunmak ister dokunamaz. Kimi zaman kendi koyar o cam duvarı araya, kimi zaman başkaları. Kimi zaman da birlikte... Bazen insanın geçmişte yaşadıkları sebep olur buna. Camın ardındakiler çağırır, gidemezsin; gitmek istemiyorsun sanırlar. Anlatamazsın içini. Kim anlatabilmiş ki bu zamana kadar.
Ama bir gün; ya tamamen geri çekilir uzaktan izlersin, ya da tüm gücünle o camı kırıp tuzla buz edersin.{Melek.E}
Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur
{Yavuz Sultan Selim}