Konu 1984'te geçiyor ama sanki şimdiki zamanı anlatıyor gibi. İnsanlar Tele-Ekranlarla izleniyor, her hareketleri hatta, mimikleri bile sorgulanıyor. Şimdiki de akıllı telefonlarla, mobese kameralarıyla heryerde izleniyoruz ama farkında değiliz sanki. 1947-1948 yılları arasında yazılan bu kitap şaşırtıcı bir öngörüye sahip. Bundan daha kötü nasıl yaşanabilir diye sorgularken, hep daha kötüsüyle karşılaşıyoruz sanki!
"Portakal var, limon var, diye çalar St. Clement'in çanları,
Nerde benim üç çeyrağim, diye çalar St.Martin'in çanları,
Ödesene şu borcunu, diye çalar Old Bailey'in çanları,
Keşke zengin olsam, diye çalar Shoreditch'in çanları."
#Bir devir düşünün basit bir çocuk şarkısının bile hafızalardan silinmek istenildiği!&
Herşeyden habersiz ünlü yazar, doğum gününde gelen mektupla onu çocukluğundan beri seven biri olduğunu, bir çocuğu olduğunu ve öldüğünü öğrenir. Karşilaşmalarinda o kadını hatırlamaması ve yaşlı uşağının onu hatırlaması gerçekten enteresandır. Ve öykünün sonunda yazarın hisleriyle ilgili derin bir bilgi verilmemesi ilginçtir. Ölen gururuyla ölmüştür kalan hissizliğiyle kalmıştır.