Bookfromcook

Sıradan bir bit misiniz yoksa olağanüstü bir insan mı?
10/10
·636 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2025 05:28
28.02.2025 - 06.03.2025 1881 yılında ölmüş olan bir yazarın, ölümünden 144 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ daha böyle etkileyici bir kitap yazabilmesi, neden dünya klasiklerinden olduğuna cevap niteliğinde. Basımından sonra belki binlerce kez incelenmiş, yorumlanmış bir kitap hakkında ne yazılabilir ki? Bir kitap düşünün, karakterin psikolojisinin, iç çatışmalarının sizi kendi içinizde çatışmaya iteceği. Bu kitap sanki hayattan bir kesit gibiydi. Karakterler o kadar gerçeklerdi ki. Anarşist yazar Kropotkin’in Anarşist Ahlak kitabında değindiği konulara benzettim bazı kuramları. Ana karakter Rodion Romanoviç Raskolnikov, hukuk öğrencisi ancak okulu maddi imkanlarının kıtlığından yarım bırakmış. 4 duvar arasında iğrenç bir odada sefalet içinde yaşamakta. Gerek maddi durumundan ötürü, gerekse de kafa yapısından ötürü insanlardan kendini soyutlamış, toplumdan kopmuş. Toplum onu değil, o toplumu dışlamış. Asabi, iyi eğitimli, kendisiyle herkesin kolay geçinemeyeceği zeki bir karakter. Kafasına koyduğu bazı düşünceleri ve idealleri var. Kitabımızın olay örgüsü de aslında bu idealler ve sonuçları etrafında şekilleniyor. Raskolnikov kafasında insanları ikiye ayırmıştır. Olağanüstü insanlar ve sıradan insanlar. Raskolnikov hangisi olduğunu merak etmektedir. Sıradan bir bitmişçesine yaşayıp giden insanlardan mıdır o? Yoksa gelecekte konuşulacak, olağanüstü olan insanlardan mıdır? Spoiler olmaması adına daha fazla bahsetmeyeceğim kitaptan. Bu kitap bana uzun uzun şu düşünceyi sorgulattı: Toplumca ahlaka ve hukuka ters bir şekilde suç işleyen bir insanı, o an hukuk çerçevesinde belirlenmiş bir şekilde cezalandırsak, lakin bu kişi suçunun suç olduğunu kendi içinde hâlâ kabul etmezse, yaptığının doğru olduğunu düşünür ve cezası ona ceza gibi gelmezse, o zaman bu durumda
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 2022194,3bin okunma
Reklam
Daha iyi olabilirdi.
5/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 23:55
19.02.2025 - 27.02.2025 Türkiye’de tamamen alışık olduğumuz, yarım kalmış bir seri daha Mühendislik Üçlemesi serisi. Ama bu kez neden dilimize birinci kitap hariç çevrilmediğini anlayabiliyorum. Kitapla alakalı çok yazabileceğim bir şey yok açıkçası. 520 sayfanın 400 kadarını sıkıla sıkıla zar zor okumuşumdur. Bazen anlatacağı konuda o kadar çok işin teknik detayına inmiş, art arda 15-20 tane mesleki jargon geçiyor ki ya elimde sürekli telefon olacak tek tek ne olduklarına bakacağım ya da okuma zevkime 0 katkı sağlayan bu mesleki terimlerden anlamadan devam edecektim. Evet belki mühendis olsaydım(aşçıyım) ya da ilgili alanlardan birisi olsaydım ilgimi çekebilirdi ama genel okuyucuya da hitap ettiğini unutmamalıydı bence yazar bu noktada. Hayatımda hiç duymadığım o kadar çok teknik terim okudum ki bir yerden sonra aşırı sıktı beni bu ve internetten ne olduklarına bakmayı kestim. Zaten baksamda fazlalığından dolayı 3 sayfa sonra ne olduğunu ya da kelimeleri unutuyordum baktığım. Anlamadan he he evet ondan diyerek okumak zorunda kaldım o kısımları. Ve bunlar kitapta az buz değil, kitabın baştan sonuna kadar sürekli çok detay mesleki terimler geçiyor. Kitabın beğendiğim tek noktası son final 40 sayfası olmuştur. Heyecanla okudum. Onun dışında kitabı gerçekten zar zor bitirebildiğimi söylemem lazım bu noktada. Bir kitap insana okurken 256. sayfasında “Ya bıraksam mı acaba?” diye düşündürtmemeli bence. Kitabın yarısından fazlasını -özellikle o teknik bilgi seli kısımlarını- okurken kendimi devam edip bitirmeye sürekli bir ikna çabam oldu. Bence bazen yazar çok gereksiz detay, ayrıntı kasmak için kitabı fazlasıyla boşa uzatmış. Bazen bazı bölümler oldu kitabı bitirince neden okuduğumu sorguladım. Hiç yazılmasa hiç okuyucuya sunulmasa hikaye bütünlüğünü olay örgüsünü
Hınç: Mühendislik Üçlemesi 1Tom Holt · April Yayıncılık · 201313 okunma
Sabırlı bir bitiriş.
6/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 21:02
07.02.25 - 18.02.25 Seriyi Ateş Kraliçe’miz ile sonlandırıyoruz. Yazım spoiler içerebilir. Maalesef bu son kitap beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Kule Efendisi’nde hiç güzel işlenmemiş, bir anda çok kritik rol almış olan Reva’ya bu kitapta da bu kadar yer verilmesi beni üzdü. Vaelin Al Sorna’dan daha fazla ön plana çıkacak çok daha iyi bir karakter yazılabileceğini düşünüyorum. Kitap beni yer yer çok zorladı. İlk iki kitaptaki sürükleyiciliği maalesef bu son kitapta bulamadım. 700 sayfa olmasına rağmen bazı şeylerin çok aceleye geldiğini düşünüyorum. Özellikle final… Keşke yazar Al Sorna’yı arka plana atacak bir karakter yazarken Frentis kadar özenseymiş. Birinci kitapta karakter gelişiminin güzel işlendiğini vurgulamıştım. Son iki kitabında karakterler arasındaki ilişkilerin hiç güzel işlenmediğini, hep bir aceleye getirildiğini düşünüyorum. Alornis ve Reva’nın Al Sorna ile olan ilişkilerinin, samimiyetlerinin bu kadar çabuk gelişebilmesini aklım almıyor. Alucius ve Frentis karakterleri beni tatmin etti. Lyrna’nın hikayesi de keza. Reva’nın saçmalıkları yerine daha çok Al Sorna’ya yer verilmesini tercih ederdim. Kitabın yazım hataları ve anlamsız cümleleri çok fazla olduğu için bazı kısımları defalarca okumam gerekti. Sıklıkla bir cümleyi kimin söylediğini anlamadığım oldu. Bir de çok fazla karakter dahil oldu bir anda ve bölümlere ayrıldığından hikayenin devam edeceği bölüm tekrar gelene kadar araya zaman girdiği için kim neydi unutmaya başladım. Evet ilk iki kitapta da çok fazla karakter vardı ama bu kitapta çok kısa zamanda bir sürü topluluk ve karakter hikayeye dahil olduğu için akılda tutması oldukça zorlaştı. Yazarın tercih ettiği isimler de birbirine yakın olduğu için (bkz. Lekran ve Lorkan) yer yer karakterlerin birbirine karıştığı oldu. Özetle
Ateş KraliçesiAnthony Ryan · İthaki Yayınları · 2017116 okunma
Seri ikinci kitabıyla devam ediyor
9/10
·648 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 03:20
17.01.25 - 07.02.25 Öncelikle herkese Soğan Katili’nden selamlar. Bu kitabı iş için Antalya’ya gitmem gerektiği için 22 gün gibi komik bi sürede bitirdim. Oysaki evde olsam 5 günümü alırdı. Kitabı giriş, gelişme ve sonuç olarak düşüneceksek giriş kısmı ilk kitaba göre bana oldukça yavan geldi. Evet heyecanlı kısımları vardı ama tempo olarak bir tık düşük gibi geldi. Bazı yeni karakterler hikayeye dahil olmaya çalışıyor ama girişleri ve giriş şekilleri bana zorlama geldi biraz. Gelişme kısmında yazar çok güzel bir şekilde okuru yakalıyor ve ondan sonraki sayfalar su gibi akıyor. Okuru fazlasıyla içine çekiyor bir anda kitap. Bir sonraki sayfada ne olup biteceğini sabırsızlıkla beklediği bir tempoya sokuyor. İşim yüzünden araya fazla zaman soktuğumdan ötürü birinci kitaptaki bazı karakterleri unutmaya başladım ve bu kadar fazla karakter barındıran kitaptan yer yer kopmama sebep oldu. O yüzden eğer bu kitabı okuyarak seriye devam edecekseniz birinci kitapla arasına çok zaman sokmamakta fayda var, değinmeden geçmeyelim. Kitabın finali çok heyecanlı ve sürükleyiciydi. Spoiler vermemek adına olabildiğince değinmiyorum. Bu seride en sevdiğim şey epik fantastiği, grimdarkı güzel hissettirmesi oldu. Bazı savaşlar baya epik oluyor ve puromu yakıp keyifle okuyorum. Kısaca spoilersız özetleyecek olursak, ortalarına gelinceye dek birinci kitap kadar heyecanı dorukta ve akıcı değildi ama ortalamanın üstü bir kitaptı yine de. Eğer birinci kitabı sevdiyseniz ve seriye devam etmek istiyorsanız araya fazla zaman sokmadan bir şans vermenizde fayda var. Eğer benim gibi serinin birinci kitabı olan Kan Şarkısı kitabını çok sevdiyseniz giriş kısmında sıkılsanız dahi dişinizi sıkarak ortalara kadar sabretmeniz gerektiği kanısındayım, inanın bana buna değecek.
Kule EfendisiAnthony Ryan · İthaki Yayınları · 2015151 okunma
Bir Başyapıt!
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 01:00
Bu kitabı yıllardır baskısı olmamasından ötürü çok istememe rağmen elde edemiyordum. Sabahın 4’ünde şans eseri ikinci el sitesinde birinci baskısını normale göre ucuza bulunca (normalde piyasası 800, ben 450 ₺ ye buldum) apar topar aldım. Çok bilinmeyen ama bilenlerin de oldukça övdüğü bir seriydi. Heyecanla birinci kitabına başladım ve bu heyecan kitap boyunca biraz olsun durulmadı. İncelememde spoiler vermemeye özen göstereceğim. Ama kitabın konusuyla alakalı ilk 15-20 sayfada verilecek bilgileri içerebilir. Ana karakterimiz Umut Katili denilen bir lord; Vaelin Al Sorna. Farklı toplumlarca Diyar’ın Kılıcı, Karanlıkkılıç, Genç Atmaca, Beral Shak Ur yani Kuzgun Gölgesi adlarıyla anılan bir karakter ve siz okur olarak gerçekten nedenlerini ve nasılını son sayfaya kadar merak edeceksiniz. Kitabın sürükleyici temposu, akıcılığı daha kitabı ele alır almaz ilk sayfadan başlıyor. Başta bir imparatorluk tarihçisinin gözünden bu karakterle tanışıp birazcık hikayesine değiniliyor. Sonra bir anda kendimizi Vaelin Al Sorna’nın yani tüm diyarda ses getirmiş Umut Katili’nin hikayesinin başında buluyoruz; Altıncı Nişan’ın kapısında. Tüm olayların başladığı Altıncı Nişan aslında diyarın inançlarından biri olan İtikad adına hizmet eden kardeşlik nişanlarından biri. Burada çocuklar genç yaşta kardeşliğe katılarak çok sıkı ve zor bir eğitime alınıp, çeşitli sınavları geçerek nişanda ilerliyor, sınavlardan kalırlarsa ceplerine nişan tarafından 2 sikke konulup kapı dışarı ediliyorlar ya da bazen zorlu sınavlarda genç yaşta hayatlarını kaybediyorlar. Kardeşler, eğitimler, sınavlar, ustalar, suretler, hiyerarşi, kan, ter, gözyaşı ve acılar… Spoiler olmaması adına daha fazla değinmeyeceğim lakin benim Vaelin Al Sorna’nın karakter gelişiminin bu kadar güzel işlenmesi, eğitiminin,
Kan ŞarkısıAnthony Ryan · İthaki Yayınları · 2014232 okunma
Reklam