Kule Efendisi (Raven's Shadow (Kuzgunun Gölgesi) Serisi 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
748
Gösterim
Adı:
Kule Efendisi
Alt başlık:
Raven's Shadow (Kuzgunun Gölgesi) Serisi 2
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
648
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053755081
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tower Lord
Çeviri:
Barış Tanyeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kuzgunun Gölgesi serisi ikinci kitabıyla fantastik yolculuğuna devam ediyor!

Ben eşine Al Sorna hakkında bütün bildiklerimi eksiksiz bir şekilde anlatırken general zevk kölesiyle birlikte aşağıdaydı. Alltor önümüzde yanarken saatler boyunca konuşmuştum. Generalin eşi meraklı bir kadındı ve pek çok sorusu vardı ama nedense Umut Katili'nin yeteneklerini abartmaya meyilli gibiydi.

"Yani halkının anlattığı o büyük güçleri görmedin mi?" diye sordu imparatorlukta Al Sorna hakkında anlatılan pek çok hikâyeden birkaçını anlatmamı dinledikten sonra. "Yalnızca bir insan, Hanımım," dedim. "Çok becerikli ve kurnaz, doğru ama insanlar bu sezgi kabiliyetini büyüyle karıştırıyorlar. Akıl okuyabildiğine, hayvanların ya da ölülerin ruhlarıyla konuşabildiğine dair bir kanıt görmedim."

Altıncı Nişan'ın büyük savaşçısı Vaelin Al Sorna, nam-ı diğer Umut Katili ya da Karanlıkkılıç… Ulusunun karşılaştığı büyük yıkımın ardından savaşın izlerini, ölümleri ardında bırakmak ve kendiyle yüzleşmek amacıyla Krallık'a, evine geri döner. Kral tarafından Kuzey Kulesi'nin Efendisi ilan edilir. Ama Kan Şarkısı'nın sunduğu kaderde sakin ve huzurlu bir yaşam yoktur. İntikam arayışında olanlar ve Umut Katili'nin sahip olduğu yeteneğin varlığını bilenler Vaelin Al Sorna'nın peşindedir. Frentis ise savaşın ardından esir düşmüştür ve onu elinde tutanların Vaelin'in krallığı ile ilgili beklenmedik planları vardır. Ve Diyar, bir kez daha büyük tehlikelerle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

"Fantastik edebiyatın yeni ustası."
-Michael J. Sullivan-
(Tanıtım Bülteninden)
Kuzgunun Gölgesi serisine başladığımdan beri ne kadar heyecanlı olduğumu yorumlarımı takip edenler biliyordur ya da fark etmiştir. İlk kitap gerçekten ama gerçekten çok güzeldi, çok severek okumuştum ve ikinci kitap için çok ama çok heyecanlıydım lakin ilk 350 sayfayı civarını okurken inanılmaz derecede hayal kırıklığına uğradım, yıldım, yoruldum, sıkıldım ve kitabı bitiremeyeceğimden korkmaya başladım. Ayrıca kitaba çok fazla ara vermek zorunda kaldım, birkaç ay elime alamadığım oldu ve bu da okumamı gittikçe zorlaştırdı. Derken nihayet kitabı bitirebildim.

Kitabın ilk yarısında beni en çok hayal kırıklığına uğratan şeylerden biri yazarın aniden seviyesini düşürdüğünü hissetmem oldu. İlk kitabın gerçekçiliği, nahifliği, detayları ve hissettirdikleri ile ikinci kitap bir hayli farklıydı. Aynı zamanda yazar anlatıcıyı da 4 karaktere bölerek beni kitaptan soğutmuştu. Kitapta en sevdiğim karakter Vaelin ve çok şükür ki yazar onu bozacak bir şey yapmamış ama gel gör ki Vaelin'i okumak için çaba göstermemiz gerekiyordu çünkü kendisi sürekli bir yerlerde, bekleniyor ve bekleniyordu. Yine de varlığı bile yetti.

Yaşadığım hayal kırıklığıyla herhalde bu kitabı hiç sevmeyeceğim ve üçü okumak istemeyeceğim diye düşünürken kitap aniden açılmaya, güzelleşmeye ve heyecanlı bir hale gelmeye başladı. O kadar ki okula başlama hazırlığı, taşınma telaşı, yapılması gereken görevler derken bile kitabı aklımdan bir türlü atamadım. Sürekli bir fırsat bulup okumaya çalıştım ve bütün dinlenme süremi kitabı okumaya ayırdım bile diyebilirim. İnanılmaz heyecanlıydı, beklediğimden çok çok farklı bir şekilde ilerledi ve son kısımlara geldiğimizde o kadar etkilendim ki şu an üçüncü kitabı okumak için sabırsızlanıyorum, hayaller kuruyorum ve artık dün gece kitabı rüyamda görecek kadar delirmeye başladım da diyebiliriz.

Yine de seriyi henüz tavsiye etmiyorum. Çünkü tüm beklentileri rağmen -ki üçü okurken beklentimi gerçekten eksilere düşüreceğim-kitabın bozulmaya meyleden bir tarafı var hâlâ ve yazarın kitabın nahifliğini öldürdüğünü düşünüyorum biraz. Vaelin olmasa gerçekten okunmayacak kadar itici bir ikinci kitap olurdu ve yazar onu da bozacak diye biraz diken üstündeyim. Bu yüzden tavsiye kısmını finale saklıyor ve bol duygulu yorumunu sonlandırıyorum.
Savaş, Vaelin Al Sorna'yı Diyar'dan uzaklara götürmüştü. Diyar'ın kurtarıcısı 5 yıl sonra eve dönüşün yollarını bulmuştu. O kılıcı tekrar eline almamaya yeminli Al Sorna, yeni savaşların yeminini bozabileceğini düşünmezdi, özellikle de güvenli Kuzey Menzili'ne Kule Efendisi olarak gönderilmişken.
Epik fantastiğin en keskin örneklerinden Kuzgunun Gölgesi serisinin 2. kitabı Kule Efendisi yeni karakterlerle ve heyecanla başlıyor, gizem derinleşiyor, ara ara ilk kitabın sırları da açığa çıkarken ardında yeni sorular bırakmayı da ihmal etmiyor. Hele soru işaretleri dolu finali... Seri kitaplara ara vermeyi seven ben bile eğer elimde olsa (tabi bir de çıkmış olsa) Queen of Fire'a başlardım. Bu seriyi çok sevdiğimi herkes biliyor artık. Kurgusunu, içinde geçtiği dünyayı, gizemli halklarını, aşırıya kaçmayan fantezisini ama genele yayılmış sihrini, olayların derinliğini, çok boyutluluğunu, her sayfasının değişmez heyecanını, düzenli-şaşmaz temposunu, tahmin edilemezliğini, manevralarını yazarın sıkıcı betimlemeler yerine bilgileri olayların özüne işlemesindeki başarıyı ve tabi Vaelin Al Sorna'yı çok seviyorum. Yazarın kalemi de tüm bu özelliklerle uyum içinde. Daha ne olsun ki! Muhteşem, dolu dolu bir epik fantastik şenliği!
Nihayet bittii! Üç hafta belki biraz daha fazla sürdü bitmesi, hem kitap çok sarmadı, hemde istediğim kadar zaman bulamadım.

İlk kitap bekleneni vermese de yazar bu kitapta perspektifi genişleterek diğer karakterlerin bölümlerini de kitaba katmış ve olayları büyüterek Vaelin odaklı bir seri olmaktan çıkarmış. Bu serinin dinamizmi açısından çok faydalı olsa da yazarın farklı karakterlerin açısından yazmakta zorlandığı gerçeğini de gözler önüne sermiş, Reva gibi farklı inanca sahip yeni bir karakteri tanıtmakta ve inandırıcı kılmakta sıkıntı yaşamış bu da kitaba adapte olmamı zorlaştırdı. İkinci yarıdan sonra yazar artık o acemiliği üzerinden atmaya başlıyor ve karakterler yerine oturmaya başlıyor ki ondan sonrasını okumak çok daha iyiydi.

Farklı karakterle farklı bakış açısı getiren yazarın bence en büyük sorunu karakterlerin görüşlerine inanmamaktı, her ne kadar o karakterin yanlış yaptığını ya da hatalı düşüncelere sahip olduğunu bilsek de yazarın o kadarakterin bakışından yazarken karakterin görüşlerine inanarak, olaylara onun bakış açısından yaklaşabilmesi gerekirdi. Bu durum beni epey rahatsız etti.
!!Spoiler!!
Reva, Ata'ya ve rahibin söylediklerine sarsılmaz bir biçimde inanıyor ve Vaelin'in peşinden katı bir inançla koşuyor, yazar Reva'nın ilk bölümlerinde bile onun yanlış öğretilere inandığını ve hızlı bir biçimde inançlarını sorgulamasını aktarıyor ancak onun inandırıcı bir karakter olması için yazarın onu haklı çıkaran sebeplerle bize sunabilmesi lazımdı. Reva'ya kitap boyunca pek ısınamadım bu yüzden.
!!Spoiler Bitti!!
Kitaptaki diğer büyük sıkıntı da baş karakter ve onlara en yakın olan herkesin fazla yetenekli çok özel kahramanlar olmaları, (bkz. yıllarca toplum içine bile girmemiş bir kız iki günde müthiş bir kumandan oluyor, silah kullanmak ve ordu-halk yönetmek bambaşka şeyler). Karakterlerin içsel savaşlarını güzel yansıtsa da herbirinin epey kusursuz oluşuna artık bu okurlar tok, sıkıldık.
Bir de "karanlık" yani büyü yetenekleri var ki ben pek anlayamadım, en şahane ve ulaşılamaz yetenek Vaelin'inki gibi gösterilse de bana en saçma olan o gibi geliyor.
Frentis'in bölümlerinde de çok sıkıldım, bitse de gitsek diye okudum.

Kuzgunun Gölgesi üçlemesini diğer fantastik serilerden ayıran neredeyse hiçbir şey yok gibi, kötü bir seri değil ama size yeni şeyler de sunmuyor. Ortalama bir fantastik kurgu okusam dediğinizde okuyabileceğiniz bir seri. Son kitabı okuyup seriyi bitirmek istesem de zaman harcamasam mı diye kararsızım.
Öncelikle şunu söylemek isterim ki bu kitabı ilkine göre daha az sevdim kitap ilkinden daha mı kötüydü derseniz bilmem kişiye göre değişir derim. Bunun sebebi ilk kitabın anlatımındaki akıcılık geçmiş ve günümüz arasında gitmesi gelmesi Vaelin al Sorna karakterine odaklanması sadece bence daha güzeldi . İkinci kitap tamamen farklı bi anlatım tarzına geçiyor farklı karakterlerin hikayelerini okunuyoruz farklı bölümlerle bazı kitaplarda bu hoşuma giden bi durumdur ama nedense bu kitapta bu anlatım tarzını sevemedim ilk kitabın hemen ardından okuyunca. Bazı karakterlerin hikayelerini de sevemedim biraz zorlama geldi ayrıca görmek istediğim ve bu noktaya gidiyor diye düşündüğüm hikaye öyle gitmedi sinir bozucuydu .Burdan sonrası sopoiler Lyna karakteriyle Vaelin arasındaki ilişkinin geliştiğini görmek isterdim oda olmadı Francis bölümleri nispeten diğerlerine göre daha sıkıcı ilerledi benim için . Yani özetlemek gerekirse okumanızı tavsiye ederim kitap kötü değil sadece benim okuma zevkime göre ilk kitaptan daha kötüydü.
Köleler kazanma şansı olmayan bir bahiste harcanan değersiz birkaç bakır sikke gibiler.
Asil kanın bedeli budur: Hayattaki yolumuzu seçemeyiz ,yalnızca yolu nasıl yürüyebileceğimizi seçebiliriz.
-Kardeşin demek sana pek benzemiyor.
- Ona engel olmasam ağzınla burnun yer değiştireceği için sen de kendine pek benzemezsin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kule Efendisi
Alt başlık:
Raven's Shadow (Kuzgunun Gölgesi) Serisi 2
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
648
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053755081
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tower Lord
Çeviri:
Barış Tanyeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kuzgunun Gölgesi serisi ikinci kitabıyla fantastik yolculuğuna devam ediyor!

Ben eşine Al Sorna hakkında bütün bildiklerimi eksiksiz bir şekilde anlatırken general zevk kölesiyle birlikte aşağıdaydı. Alltor önümüzde yanarken saatler boyunca konuşmuştum. Generalin eşi meraklı bir kadındı ve pek çok sorusu vardı ama nedense Umut Katili'nin yeteneklerini abartmaya meyilli gibiydi.

"Yani halkının anlattığı o büyük güçleri görmedin mi?" diye sordu imparatorlukta Al Sorna hakkında anlatılan pek çok hikâyeden birkaçını anlatmamı dinledikten sonra. "Yalnızca bir insan, Hanımım," dedim. "Çok becerikli ve kurnaz, doğru ama insanlar bu sezgi kabiliyetini büyüyle karıştırıyorlar. Akıl okuyabildiğine, hayvanların ya da ölülerin ruhlarıyla konuşabildiğine dair bir kanıt görmedim."

Altıncı Nişan'ın büyük savaşçısı Vaelin Al Sorna, nam-ı diğer Umut Katili ya da Karanlıkkılıç… Ulusunun karşılaştığı büyük yıkımın ardından savaşın izlerini, ölümleri ardında bırakmak ve kendiyle yüzleşmek amacıyla Krallık'a, evine geri döner. Kral tarafından Kuzey Kulesi'nin Efendisi ilan edilir. Ama Kan Şarkısı'nın sunduğu kaderde sakin ve huzurlu bir yaşam yoktur. İntikam arayışında olanlar ve Umut Katili'nin sahip olduğu yeteneğin varlığını bilenler Vaelin Al Sorna'nın peşindedir. Frentis ise savaşın ardından esir düşmüştür ve onu elinde tutanların Vaelin'in krallığı ile ilgili beklenmedik planları vardır. Ve Diyar, bir kez daha büyük tehlikelerle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

"Fantastik edebiyatın yeni ustası."
-Michael J. Sullivan-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Gözde Benli
  • İpek
  • Filizyargan
  • Furkan Doğan
  • Corpus.
  • Alper Kanık
  • Gamze
  • Hakan
  • Bülent Taflıoğlu
  • Alev Midik

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.7 (5)
9
%14.3 (2)
8
%21.4 (3)
7
%7.1 (1)
6
%7.1 (1)
5
%14.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0