''Sevgilim, sevgilim, sen ordasın! Ben yokum.
Bir adım ötede ben ben değilim. İzbe bir meyhanedeyim ben, çarşıya komşu. Şamanist bir tutkuyla kendimi süslüyorum; yitik aşklarla, çıkılmamış yolculuklarla, başarılamamış intiharlarla.
Kötü mimarlar gibiyim, abartılı sevinçler
kuruyorum içki sofralarına.
Kilisedeki Yahudiyim, öylece kapana kısılmış gibiyim;
suçum yok biliyorum: İşte suçum bu.
Ya da suçun ta kendisiyim.
Ey yaz ikindileri, ben bir imbikten başka neyim?
İşim gücüm uçurum ezberlemek değil mi?
Artık duymuyorum sesimi. Duysam... dilimi bilmiyorum ki!
Kilisedeki Yahudi, rolüne yeterince çalışmamış;
hâlâ geyikler kurguluyor çırılçıplak, kentin ıssız sokaklarında, ipek gergef üstüne kırmızı, sırf neşe.
Ey yaz ikindileri, ey zonklayan geçmişim, kopuzumda köpüren kara dil, içer ve fışkırt beni.
Bu bir yuğ törenidir ki, mezarım bu şiirdir.''