Alice, normalin dışında olağanüstü şeylerin gerçekleşmesi beklentisine öyle bir alışmıştı ki, yaşamın tüm olağanlığıyla devam etmesi çok sıkıcı ve aptalca geliyordu.
Dünyayla ilişkim tecrübe isteğiyle birlikte baştan belirlenmişti. Bugün de o zamanki gibi yalnızım; çünkü bazı şeyleri biliyorum ve başkalarının bilmediği ve genelde bilmek istemediği şeylere değinmek zorunda kalıyorum. -Jung
Buradaki insanların nasıl olduğunu soracak olursan, şunu söyleyebilirim: Her yerdeki gibi! İnsan aslında karmaşık bir varlık değil. Çoğunluğu zamanın büyük bir bölümünü yaşamak için kullanıyor, geriye kalan ise, özgür oldukları küçük zaman diliminden öyle korkuyor ki, ondan kurtulmanın her türlü yolunu deniyor. İşte insanın değişmez yazgısı.
Freud'a göre bugün sahip olduğumuz uygarlığımız, içgüdülerin bastırılmasına ve ortadan kaldırılmasına dayanmaktadır. Her birey kendi benliğinin maddi ve manevi bir parçasından vazgeçmek durumunda kalmıştır ve bu şekilde uygarlık doğmuştur.
Freud'a göre tarihin başlangıcında, insanın yaşantısının temelinde kültürden kaynaklı etmenlerden çok içgüdüsel dürtülerin tatmini vardır. İlk insan için bunların tatmini mutluluk verirken, son insan için bunları bastırmak ve kültürel forma uyum göstermek, mutluluk getirmektedir. Ama yine de ona göre psikolojik sağlığı yerinde olan insan, ilk(el) insandır. Çünkü çağdaş insan, duygularını yitirmiş, doğaya ve doğasına yabancılaşmış ve bunun sonucunda da davranış bozuklukları göstermektedir.