Atakan ayhan

Atakan ayhan
@AtakanAyhan
Lise Mezunu
İstanbul
30 Ağustos
72 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2020 99. kitabı
Jack London'un şuan için okuduğum ilk ve tek kitabı. Kitabın anlatımını nedense pek beğenemedim. Olayları açıp daha sonra detaylıca anlatacağım demesi beni pek cezbetmedi. Konusu o yıllar için son derece ileri görüşlü olması ve düşüncelerini cesurca anlatması saygımı kazandı evet, ama bunları şuan yazmış olsaydı pek tutar mıydı bilmem. Ancak tekrar belirtmekte yarar var o yıllarda bunları yazması saygıyı hak ediyor.
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·384 syf.··
2020 98. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2020 16:15
Kitap hakkında bir şeyler yazmaya başlamadan önce Kaknüs yayınları hakkında bir kaç bir şey söylemek gerekiyor. Bu yayınla hocaların söylediği derste işlenecek kitapları almamla tanıştım. Çevirileri, açıklamaları, basımları hepsi çok kaliteli ve son derece anlaşılır. Bu konuda Kaknüs'ten daha iyisi var mı bilemem. Psikoloji kitapları konusunda, özellikle ders kitaplarında zirvedeler sanırım. Kitaba gelecek olursak kısa ve öz şunu söyleyebilirim (en azından psikoloji öğrencilerine); KESİNLİKLE ARADIĞINIZI BULACAKSINIZ! Kitabın yazarı hakkında bir yorum yapmayacağım ama pek uyuşmadığımı söyleyebilirim. Ancak bu yine de kitabın kaliteli olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kitap üç bölümden oluşuyor; I. MİT, PSİKOLOJİ VE DİN İLİŞKİSİ: Burada mitlerin yapısı, türleri, kaynakları, din-psikoloji bağlamında mit ilişkisini detaylıca anlatılıyor. Yazar kendi görüşlerini satır aralarına çok güzel yedirmiş ve alıntıları çok güzel kullanmış. Burada Nazilerle ilgili Köken Mitolojisi açıklaması beni çok etkiledi. II. MODERN PSİKOLOGLARIN GÖRÜŞLERİ Burada yazar deneysel psikolojinin kurucusu Wundt'un, Freud'un, Jung'un, Fromm'un ve birazcık Campbell'in mit, psikoloji ve din ilişkisi hakkında görüşleri paylaşılmış. Bu büyük psikologların bu konulardaki görüşlerini ancak bu kitapta böylesine detaylıca bulabilirsiniz sanırım. Onların sadece ne düşündüğünü değil nasıl düşündüğünü ve ne konuda eksik olduklarını da gözümüze sokuyor. III. DİN PSİKOLOJİSİ VE MİT İLİŞKİSİ ÜZERİNE Bu konuda daha önce bir okumam olmadığı için pek bir şey söyleyemem. Ancak okumaktan sıkılmadığımı belirtebilirim. Kitabın ilk iki bölümü kesinlikle bütün psikoloji öğrencileri tarafından okunması gerektiği kanaatindeyim. Okunması zihin açan bir kitaptı...
Psikoloji Mitoloji ve DinGülüşan Göcen · Kaknüs Yayınları · 201817 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2020 19. kitabı
Erasmus bir hafta sonu (yanlış hatırlamıyorsam trenle) dostu Thomas More ziyarete giderken bu kitabı yazıyor. Kendi ifadesiyle ''...İngiltere'nin yolunu tuttuğumda, eyer üstünde uzadıkça uzayan saatlerin hiç olmazsa bir bölümünü anlamsız sohbetlerle geçirmemek için...'' Kitabı yazma amacı sadece eğlenmek. Bu kitabı okuyunca Erasmus'un hayattaki tek amacının da eğlenmek olduğunu düşünmüştüm. Eser hicivlerle dolu. Erasmus dilinin ne kadar güçlü (sivri) olduğunu göstermek için yazmış sanki sadece. Şunu söyleyeyim siz anlayın: Herif aslında din adamı ama neredeyse bütün kilise öğretilerine karşı. Kilisenin dogmalarına karşı demem daha doğru olur sanırım. Bu hareketleriyle de zaten reformistleri gaza getirmiş. Orta çağın en sıkıntılı döneminde yaşaması onun bu yeteneğinin göçük altında kalmasına sebebiyet vermiş. Hümanizm'de Rotterdamlı Erasmus ile başlamış. Birçok şeye bulaşmış ve değiştirmiş bir adam. İlginç ve zeki bir adam anlayacağınız. Bu ikisinin genelde bir arada bulunması insanı bu şekilde bir yazar yapar zaten. Spinoza'da da bunu gördüm, Goethe'de de, Schopenhauer'da da. Bu adamların kafası herkesten çok farklı. Kitabın yorumuna gelecek olursak dürüstçe şunu söylerim: EĞLENMENİZE BAKIN! Çünkü Rotterdamlı bu adam öyle yapmış. Yolculukta canı sıkılmış ve taşlamış sağı solu. Erasmus bilingual bir insan o yüzden eserde bolca Yunanca kelimeler mevcut, aslı ise Latince yazılmış. Bu kitap hakkında inanın ne yazılır bilmiyorum. Çünkü bu ne bir roman ne bir hikaye ne bir deneme bence. Bunları yazarken ciddi bile değilmiş. Bu konuda da şöyle diyor: 'Ne ki ciddi bir konuyu gülünç kılmak bir o kadar aymazlık iken, öte taraftan gerçekten gülünç olana gülünç olmayan bir kılıf uydurmak da büyük bir beceri gerektiriyor.'' Son satırlarda bu kitap hakkında kendi şahsi fikrimi dile
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Ataç Yayınları · 201415,2bin okunma
Türk Edebiyatının Anayasası
Puan vermedi·724 syf.··
2016 22. kitabı
Oğuz Atay 1943'te doğmuş. İnşaat mühendisliği okumuş bir adam. Mesleği gereği Türk Edebiyatını baştan inşa etme şiarını edinmiş sanırım. Ülkemize yeni yeni girmeye başlayan bu ilginç akımı arkasından öyle güçlü itmiş ki bütün Türk halkı görmek zorunda kalmış. TRT Roman ödülünü almamış, almak zorunda kalmış. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Roman kahramanı Turgut, Selim Işık gibi bir dostunun intihar ettiğini öğreniyor ve inanamıyor. İyi ki de inanamıyor da bizde Turgut'la birlikte bunca olayı yaşayabiliyoruz. Romanda aslında Selim Işık anlatılıyor ama Turgut Özben kendi duygularını öne çıkarıyor. Veya Oğuz Atay bu iki kişiyi çok iyi harmanlıyor. Bu harmanla Türk edebiyatının önemli kurallarını yıkıyor. 'Hayat düşünceleri tutan bir hapishanedir. İnsan can sıkıcı bir saç demetidir, ben de akılsız bir robotum.' diyerek içinde sıkışıp kaldığı toplumda kendi yabancılığını dile getiriyor. Dostunun ölmesiyle daha da yabancılaşıyor hayata. 'Bir dostun varlığı güzel şeydir, fakat bir dosta ihtiyaç duymadan yaşayabilmektir önemli olan.' diyerek de yabancılıkla yaşanması gerektiğini söylüyor belki de. Okuduğumda allak bullak olduğum ender romanlardan birisi. Hayatımda böyle bir kitap hiç okumadım, okur muyum bilemem de. Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ı da benzerlik gösteriyor bu romana ancak Oğuz Atay çıtayı çok yukarı çıkarmış. Adam divan yazmış kitabın içinde. Kendi duygularını o kadar hisli yaşamış ki duygusuz insanlara düşmanlığını -kendi ifadesiyle- bir kaç yüz sayfa hiç noktalama kullanmadan anlatmış. 'Sahte olmaktansa yaşamamak iyidir Turgut.' demiş Selim'in ağzından. Hangi alıntısını buraya koysam bilemiyorum. Tehlikeli Oyunlar kitabının yarısı hafızamda bu kitabın da öyle olması için çok çalışıyorum. Son bir alıntı daha bırakıyorum: 'Ne yazık onlara ki duygulu
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2020 96. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2020 22:26
Büyük Roma'nın büyük ve acımasız imparatoru yüce Caligula’nın sevdiği insanı kaybetmesiyle hayatı, aşkı, imkanın sınırlarını sorguladığı kitap. Caligula hiçbir ahlaki değere sahip değil ve buna ek olarak acımasız. Mevcut olanlar Caligulaya yetmiyor, o aya ulaşmak Tanrıları bile aşmak istiyor. Kendi isteklerinin (kendi imparatorluğunda) en önemli olay olduğunu düşünen Caligula diğerlerinin üstünde korkuyla hakimiyet kurmak için elinden geleni yapıyor. Elinden gelenin sınırsız olduğunu göstermeye çalışıyor. İnsanların sınırlılıklarını mutsuzluk olarak algılayan Caligula ‘İnsanlar ölmeye mahkum ve mutsuz yaratıklar.’ diyor. Herkesin kıymet verdiği bir durumun hiçbir kıymetinin olmadığını söylüyor bir yandan. Yeri geldiğinde imparatorluğun hedefinin kendi hayatından önemli olmadığını düşünüyor. Caligulanın kendi kişisel canavarlığı her türlü savaştan yeğdir bence de. Eserin diğer kahramanı Cherea ise Caligulaya hepimizin içinde senden bir parça var diyor. Ama insanın “güvenli yaşam” arayışı bu canavarı zincere vuruyor. Camus’un her eseri gibi bu eserde insana içindekini sorgulatıyor. Okumaktan pişman olmayacağınız bir tiyatro.
CaligulaAlbert Camus · Can Yayınları · 20181,452 okunma